BİLİM ARAŞTIRMA VAKFI DAVASI’NDA
HUKUKİ SAVUNMA DELİLLERİ

BÖLÜM 1

BİLİM ARAŞTIRMA VAKFI VE VAKFIN FAHRİ BAŞKANI SAYIN ADNAN OKTAR’IN GÖRÜŞLERİ VE ESERLERİ HAKKINDA

BAV Camiası'nı ve Sayın Adnan Oktar'ı Hedef Alan Komplolar

Sayın Adnan Oktar’ın, masonların ülkemiz üzerindeki çirkin emellerini ifşa eden “Yahudilik ve Masonluk” kitabının yayınlanmasıyla başlayan komplolar 20 yılı aşkın bir süredir devam etmektedir. Sayın Adnan Oktar, masonların, Darwinistlerin ve materyalistlerin Türk Devleti’nin ve Milletinin menfaatlerine aykırı faaliyetlerinin etkisini kıran fikri çalışmalar yürüttüğünden, ancak Soğuk Savaş yıllarında görülmüş olan türden psikolojik yıpratma yöntemlerine maruz bırakılmıştır.

1986 yılı Haziran ayında Sayın Adnan Oktar aleyhinde, bir gazetede yayınlanan röportajında geçen “İbrahim Milletinden, Türk Kavmindeniz” ifadesi sebebiyle dava açılmış, bu dava kapsamında toplam 19 ay boyunca önce cezaevinde, ardından akıl hastanesinde tutulmuştur. En tehlikeli hastaların bulunduğu, hemen her gün birinin öldürüldüğü bir ortamda elleri zincirli bir şekilde bırakılarak kendisinin hayatına kast edilmiştir. Ancak Sayın Adnan Oktar hem söz konusu davadan beraat etmiş, hem de akıl hastanesine gönderilmesinin bir komplo olduğu ortaya çıkmıştır. MATERYALİST- DARWINİST-MASONİK ÇEVRELERİN BU OYUNU SONUÇSUZ KALMIŞTIR.

Biri olmazsa bir diğer iftirayla Adnan Oktar’ı mağdur etmek isteyen bu oluşum 1990 yılının başlarında “şeriatçı örgüt kurma” iftirasını ortaya atmıştır. Bununla da istedikleri sonucu alamamışlardır. MATERYALİST- DARWINİST- MASONİK ÇEVRELERİN BU  OYUNU DA  SONUÇSUZ KALMIŞTIR.

Bu girişimlerinden sonuç alamayan bu karanlık odak, bu defa da Kokain Komplosu’yla Sayın Adnan Oktar’ı mağdur etmeye, faaliyetlerini durdurmaya çalışmıştır. 1991 yılı Temmuz ayında sudan bir sebeple gözaltına alınan Sayın Adnan Oktar’ın yiyeceğine GÖZALTINDA BULUNDUĞU SIRADA aşırı dozda kokain karıştırılarak, adli tıp tahlillerinde kokain yan maddesinin çıkması sağlanmıştır. Ancak bu çirkin oyunu tezgahlayanların, Sayın Adnan Oktar’ın yiyeceğine koydukları miktarı ayarlayamamaları (aşırı miktarda koymaları) komployu ele vermiştir. Türk Adli Tıp Kurumu’nun resmi raporları ile 22 ayrı yabancı adli tıp merkezinin bilimsel raporları bu kokainin Sayın  Adnan Oktar’ın vücuduna GÖZALTI ESNASINDA girdiğini belgelemiştir. Sayın Adnan Oktar bu iddiadan da beraat etmiş, aklanmıştır. MATERYALİST - DARWINİST - MASONİK ÇEVRELERİN BU OYUNU DA SONUÇSUZ KALMIŞTIR.

Fikire fikirle karşılık veremeyenler, BAV Camiası mensuplarını yıpratmak, töhmet altında bırakmak, eserleri ve fikirleri dünya çapında etki uyandıran Sayın Adnan Oktar’ın ve Bilim Araştırma Vakfı’nın faaliyetlerinin önüne geçebilmek için yıllarca girişimlerde bulunmuşlar, ancak her defasında başarısız olmuşlardır.

Bilim Araştırma Vakfı faaliyetlerinin ülkemiz üzerindeki olumlu etkisi günden güne artmış, Türk Halkının bu faaliyetlere büyüyen bir teveccühü olmuştur. Tüm karşı propagandalarına ve komplolarına rağmen BAV’ın fikri etkinliklerine Cumhurbaşkanları, milletvekilleri, mülki amirler, TSK komutanları iştirak etmişlerdir ve halen de etmektedirler.

BAV Fahri Başkanı Sayın Adnan Oktar’ın dünyanın dört bir yanında milyonlarca okuyucu tarafından takip edilen eserlerinin ve fikirlerinin bu etkileri, artık tüm dünya tarafından konuşulmaktadır. Örneğin, dünyaca ünlü Amerikan haber ajansı Reuters, Sayın Adnan Oktar’ın Evrim Teorisi’nin geçersizliğini ortaya koyan eserlerinin Türkiye ve dünya çapındaki etkilerini şöyle yorumlamıştır:

“(Harun Yahya imzalı) 768 sayfalık Yaratılış Atlası’nda, bütün canlılarla birlikte dünyanın Allah tarafından yaratıldığı belirtiliyor. Fosillerin bugünkü havyan resimleriyle karşılaştırıldığı kitaptaki bir makalede, ‘güçlü olanın kazanması’ ilkesine dayalı Darwinizm’in ırkçılık, Nazizm, hatta  terörizmi körüklediği belirtiliyor. Kitap ‘Dünyamızı saran terörün kaynağının hiçbir ilahi din değil, ateizm ve onun zamanımızdaki dışa vurumu olan komünizm ve terörizmdir’ diyor.

Harun Yahya Türkçe’de 200’ün üzerinde ve çoğu 51 dile çevrilmiş kitaplar ortaya koydu... Bu kitapların arkasındaki itici güç Adnan Oktar’dır. Kendisi Harun Yahya müstear ismiyle geçtiğimiz on yılda birçok kitap yayınladı.

Amerikalı yaratılışçılar, buradaki (Türkiye’deki) yaratılışçıların (Sayın Adnan Oktar’ın) yarattığı etkiyi ancak hayallerinde görebilirler. Yaratılışçılık Türkiye’de o kadar yaygın kabul görüyor ki, en son 34 ülke arasında bir ankette Türkiye, evrim teorisine inancın en düşük çıktığı ülke oldu.”

Sayın Adnan Oktar’ın fikirleri ve eserlerinin meydana getirdiği bu olumlu etkiden büyük rahatsızlık duyan art niyetli çevreler, son ve en geniş kapsamlı komplo girişimlerini, 1999 yılında, o dönemin siyasi ortamından faydalanarak ve medya ile siyaset içindeki bağlantılarını kullanarak düzenlemişlerdir.

Bu komplo çerçevesinde; asılsız ihbarlar, yalan gazete haberleri, sahte şahitler, zorla imzalatılan düzmece ifadeler, masum insanlara yönelik tehditler başta olmak üzere pek çok hukuk dışı yöntem uygulamaya sokulmuştur. Bu yöntemlerle, BAV Camiası ve Sayın Adnan Oktar, kanun ve kamuoyu nezdinde ne pahasına olursa olsun mahkum edilmek istenmiştir.

Komplonun ilk hamlesi baştan sona hukuk ihlalleri, haksızlık ve kanunsuzluklarla dolu bir polis operasyonu olmuştur. Ortada suç ve suç unsuru bulunmadığından, amaçlanan siyasi hedefe (BAV camiasının sindirilmesi, ülkesine etkili hizmetlerinin engellenmesi) ulaşmak için akılalmaz oyunlara, manipulasyonlara ve dezenformasyon faaliyetlerine tevessül edilmiştir.

İşte bu kitabın konusu olan kamu davası da 1999 yılında düzenlenen bu son büyük komplonun etkisiyle ortaya çıkmıştır. BAV camiasını mağdur etmek isteyen birtakım çevrelerin, yargı üzerinde baskı kurma girişimleri sonucunda, BAV Camiası mensupları hakkında en ufak bir mesnet gösterilmeden gerçek dışı ve inanılmaz isnatlar içeren bir iddianame tanzim edilmiş ve kamuoyunda “Bilim Araştırma Vakfı Davası” olarak bilinen dava görülmeye başlamıştır.

BAV Davası’nın içyüzü özetle budur. >>>