BÖLÜM 2
BAV DAVASI’NDAKI
İDDİALARIN GEÇERSİZLİĞİNİ
ORTAYA KOYAN
BELGELER

“YASADIŞI OLUŞUM”İDDİALARININ
ASILSIZLIĞINI ORTAYA KOYAN BELGELER
Bilim Araştırma Vakfı Davası'nda yargılanan kişiler ve diğer BAV camiası mensupları, hiçbir sabıkaları bulunmayan, hayatlarında trafik suçu dahi işlememiş, iyi eğitimli, aklı başında, çevrelerinde örnek gösterilen, güzel ahlaklı insanlardır. Hayatlarında karakol, savcılık, mahkeme görmemiş bu insanları hedef alan “çete” iddiası her şeyden önce akla ve mantığa aykırıdır.
Bunun yanında hukuka da aykırıdır. Bilindiği üzere, Türk Ceza Yasası'nın 313. maddesinde tarif edilen suçun (teşekkül) oluşması için ön şart “cürüm işlemek amacı etrafında birleşilmiş olması”1dır.
Yargıtay da, çete suçunun oluşumu için, “suç işleme amacı etrafında anlaşma yapmış kişilerin varlığı”nın ispatlanmasını şart koşmaktadır. Bilim Araştırma Vakfı Davası'nda ise böyle bir anlaşmanın varlığını gösteren değil bir ispat, en küçük bir emare bile bulunmamaktadır.
BAV camiası mensuplarının bir cürüm işlemek amacı etrafında birleşmiş olduklarına dair, hiçbir maddi delil, belge, evrak, kanıt mevcut değildir. Böyle bir suç işleme anlaşmasının varlığı BAV Davası'nda ispat edilememiştir.
Esasen bunun aksi ispat edilmiştir. Bunun somut kanıtı, 2002-2005 yılları arasında TCK 313. madde kapsamında çeşitli savcılıklarca yapılan ve takipsizlik kararıyla sonuçlanan soruşturmalardır.
2002 yılından bugüne, 313. maddenin ihlali ile ilgili olarak (BAV Davası'nda tartışılan) iddialar, çeşitli savcılıklarca tam 7 kere soruşturulmuştur. Bu soruşturmaların tamamında takipsizlik kararları verilmiş ve bu kararlar ağır ceza mahkemelerince tasdik olunmuştur.
Ağır Ceza Mahkemeleri kararlarıyla onaylanan bu takipsizlik kararları BAV camiası mensuplarının TCK.nun 313. maddesinde belirtilen suçu işlemediklerinin kesin kanıtlarıdır.
Bu yargısal tespitler, BAV Davası kapsamında dinlenen iddia ve savunma tanıklarınca da teyit edilmiştir.
Gerçek şu ki BAV camiası mensuplarının bir araya geliş nedeni, inandıkları ortak Atatürkçü, milliyetçi, mukaddesatçı değerlerin Anayasal haklar çerçevesinde savunulması ve anlatılmasıdır. Vakıf mensuplarınca bu amaçlar doğrultusunda gerçekleştirilen binlerce konferans, kitap çalışmaları, internet siteleri ve diğer kültürel etkinliklerin her biri bunun somut kanıtlarıdır.
Yurtiçi ve yurtdışında yüzlerce konferans düzenleyen, bu konferanslarına cumhurbaşkanları, bakanlar, askeri erkan, bilim adamları katılan, çeşitli konularda 250'den fazla kitap yayınlayan, bu kitapları 176 ülkede 57 ayrı dile tercüme edilen, kültürel faaliyetleri tüm dünyada yankı bulan yasal bir camianın “çete” olarak nitelendirilmeye çalışılması akla, mantığa ve hukuka aykırıdır.
------------------
1 “Suç için yapılan birleşme daimidir. Eylemde suçlar kararı etrafındaki örgütün varlığı esastır. Birleşmede gaye yalnız suç işlemeye yönelik cürüm kastıdır. İradelerin bu yolla birleşmeleri sonucu cürüm işlemek için teşekkül meydana getirme cürmü başka amaçlarla cemiyet kurmadan ayırtedilmesi mümkündür.” (CGK, 13.4.1987, 8-42/211)
“Teşekkülün cürüm işlemek için kurulması şarttır. Bir teşekkülün cürüm işlemek için kurulmuş sayılması için ayrıca kuruluş sebebinin belirtilerinin varlığı aranmalıdır. Aksi halde, tüm dernekleri, hatta bir araya gelen tüm iki ve daha fazla kişilerin birleşme ya da görüşme veya söyleşiye katılmalarını 313. madde kapsamına sokmak gerekecektir.” (Askeri Yargıtay Daireleri Kurulu, 17.3.1988, 12/15)
“Maddenin açık sözünden ve özellikle 6. fıkranın tarifinden anlaşılacağı üzere suçun oluşması için iki veya daha çok kişinin aynı gaye doğrultusunda yani suç işlemek için irade mutabakatı içinde bulunmaları gerekir. Şu halde anlaşma ile suç oluşacak…” (Askeri Yargıtay 5. Dairesi, 19.12.1984, 632/552)

İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 2006/26 sayılı
BAV Davası dosyasında hükmedilen beraat kararı

İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi, BAV Davası neticesinde dosyadaki tüm iddialar hakkında
yukarıdaki BERAAT KARARINI vermiştir. Bu beraat kararı kesinleşmiştir. Yukarıdaki karar
“yasadışı oluşum” iddiasının asılsız olduğunun somut kanıtıdır.

TCK 313 (çete) iddialarının gerçek dışı olduğunu belgeleyen
savcılık ve
Ağır Ceza Mahkemesi kararları
BAV Davası'nın iddianamesinde yer alan TCK 313 (çete) suçlamaları çeşitli savcılıklarda defalarca soruşturulmuş ve takipsizlik kararıyla sonuçlanmıştır. Birçok savcılık tarafından söz konusu iddialar incelenerek verilmiş olan bu takipsizlik kararları, Ağır Ceza Mahkemelerince verilen onama kararlarıyla kesinlik kazanmıştır. Aşağıda bazı örnekleri sıralanan bu yargı kararları, BAV camiası mensuplarını hedef alan suçlamaların gerçek dışı olduğunun somut delillerini teşkil etmektedir.
- İstanbul C.Başsavcılığı'nın 18.10.2005 tarih ve 2005/27549 Hz. 2005/12003 K. sayılı takipsizlik kararı ile bu karar hakkındaki itirazın reddine ilişkin Beyoğlu 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 28.07.2006 tarih 2006/871 Müt. sayılı itirazın reddi kararı
- İstanbul C.Savcılığı'nın 31.12.2002 tarih ve 2002/60013 Hz. 2002/18838 K. sayılı takipsizlik kararı ile bu karar hakkındaki itirazın reddine ilişkin Beyoğlu 3.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 28.04.2003 tarih ve 2003/458 Müt. sayılı itirazın reddi kararı
- Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 01.07.2004 tarih ve 2004/7693 Hz. - 2004/4749 K. sayılı takipsizlik kararı ile bu karar hakkındaki itirazın reddine ilişkin Kadıköy 2.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 09.09.2004 tarih ve 2004/437 Müt. sayılı itirazın reddi kararı
- İstanbul C.Savcılığı'nın 30.06.2003 tarih ve 2002/39606 Hz. 2003/8860 K. sayılı takipsizlik kararı ile bu karar hakkındaki itirazın reddine ilişkin Beyoğlu 2.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 03.10.2003 tarih ve 2003/333 Müt. sayılı itirazın reddi kararı
- Bağcılar C.Savcılığı'nın 15.10.2003 tarih ve 2002/21669 Hz. 2003/6120 K. sayılı takipsizlik kararı ile bu karar hakkındaki itirazın reddine ilişkin Eyüp 2.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 02.01.2004 tarih ve 2003/894 D.İş. sayılı itirazın reddi kararı
- İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 27.03.2006 tarih ve 2005/51724 Hz. -2006/2432 K. sayılı takipsizlik kararı ile bu karar hakkındaki itirazın reddine ilişkin Beyoğlu 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2006/668 Müt. sayılı itirazın reddi kararı
- İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2005/51725 Hz. sayılı takipsizlik kararı
|