Fox TV isimli özel kanalda yayınlanmakta olan “Objektif” isimli programın 1.1.2008 tarihli bölümünde Sayın Adnan Oktar hakkında tümüyle gerçekdışı iddialara yer verilmiştir. Programın canlı yayın konuğu olan Cevat Babuna, gerçekdışı olduğu yargı kararlarıyla sabit olmuş gerçekdışı isnatlarını tekrarlamak suretiyle yargı kararlarını bir kere daha hiçe saymıştır.
Öncelikle, Cevat Babuna’nın bu mesnetsiz ithamlarını yayınladığı ve kendisinin de başyazarı bulunduğu internet sitesinin Kadıköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından kesin olarak kapatıldığını, ayrıca Kadıköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin de bu kişiyi (Fox TV’dekine benzer mahiyetteki) gerçekdışı isnatları nedeniyle BAV Fahri Başkanı Sayın Adnan Oktar’a manevi tazminat ödemeye mahkum ettiğini hatırlatmakta yarar görmekteyiz (2007/145 E). Yargı önünde yenik düşen Cevat Babuna’nın, kendi ailevi-özel sorunlarını masum insanlara mal etmeye çalışma arayışının bir ürünü olan bu iddialarını, şimdi de basına taşımaya çalışması, açık bir aczin bir ifadesidir.
1- Cevat Babuna kendi ailesinde sorunlar yaşadığını anlatmakta ve bunların sorumlusu olarak Bilim Araştırma Vakfı Camiası’nı ve BAV Fahri Başkanı Sayın Adnan Oktar’ı göstermektedir. Oysaki BAV, ülkemizde Müslüman Türk aile yapısının belki de en önde gelen savunucularından biridir. Aile, ahlak, devlete bağlılık, milli şuur gibi manevi değerlerin güçlenmesi için etkili çalışmalar yaptığı ve bu başarılı çalışmaları nedeniyle ideolojik ve siyasi planları zedelenen çevrelerin türlü komplo ve saldırılarına maruz kaldığı, herkesin malumudur. Cevat Babuna’nın kendi ailevi sorunlarının kaynağını BAV Camiasının fikri çalışmalarında değil kendi hatalı davranışlarında aramalıdır.
2- BAV Camiası’nın ülkemizin milli menfaatlerini savunan, Atatürk milliyetçisi, bilinçli, vatansever gençler yetiştiren çizgisi, BAV mensuplarının bu değerlere önem veren aileleri tarafından can-ı gönülden desteklenmekte ve teşvik edilmektedir. Bunlar, evlatlarının ülkesine ve milletine hayırlı kişiler olmalarından duydukları sevinç ve gururu her fırsatta dile getirmektedirler. Ancak, farklı ideolojilere ve inançlara sahip olan kimi aileler de yakınlarının milliyetçi ve mukaddesatçı bir çizgi benimsemelerinden rahatsız olmakta ve bunun nedeni olarak gördükleri BAV Camiası’yla kendilerince mücadele etmektedirler. Sayıları üç-beşi geçmeyen bu kişiler bunu yaparken sadece karalama ve iftiraya başvurdukları için de başka kendi yakınları olmak üzere sağduyu sahibi herkesten tepki görmektedirler.
3- Sayın Adnan Oktar, hayatını Türk Milleti’ne ve Atatürk Milliyetçiliği davasına adamış, çok değerli bir düşünür ve aydındır. Görüşlerinin doğruluğu, mantık örgüsünün tutarlılığı, tesbitlerinin haklılığı, düşüncelerinin derinliği, eserlerinin her satırında kendini açıkça göstermektedir. Filipinler’den ABD’ye, Güney Afrika’dan Rusya’ya dünyanın dört yanında çeşitli kültür ve ırklardan milyonlarca kişinin temel referans olarak Sayın Adnan Oktar’ın görüşlerini kabul etmesi onun fikri gücünün ve haklılığının en somut kanıtıdır.
4- Sayın Adnan Oktar’ın görüşlerinin etkisinden korkan, gördüğü teveccühten rahatsız olan ve ona fikren cevap veremeyen komünist odaklar, bazı kamu görevlilerini tahrik ederek 1999 yılında Sayın Adnan Oktar’ı gözaltına aldırmışlardır. 7 günlük bu gözaltı sırasında oluşturulan düzmece tutanaklar zorla imzalatılmış ve bunların içeriği sözlü olarak kamera önünde tekrarlatılmıştır. Ancak bu tutanakların düzmece olduğu, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki dava sırasında ispatlanmıştır. Davanın hiçbir aşamasında bu sahte tutanaklara itibar etmeyen mahkeme çete suçlamasından (Sayın Adnan Oktar’ı da kapsayacak şekilde) 22.01.2007 tarihli celsede beraat kararı vermiş, Ebru Şimşek isimli kişinin isnatlarının da gerçeğe aykırı olduğunu ayrıntılı biçimde tespit ederek bu kişiyle ilgili iddialardan da yargılananların beraatlerine hükmetmiştir.
5- BAV mensuplarının hepsi vatani görevlerini yerine getirmişlerdir. Yurtdışında bulundukları için veya tahsilleri devam ettiği için bunu mecburen bir süre ertelemek zorunda kalanlar da bu mukaddes vazifeyi yasalarımızın öngördüğü şekil ve şartlarda yerine getirmektedirler. Cevat Babuna’dan önce de bu konuda iftira atanlar olmuştur ama yargı tarafından verilen takipsizlik ve beraat kararları, kötü niyet sahiplerine gerekli cevabı vermiştir.
6- Cevat Babuna, kendisi aleyhinde açılan davaların çokluğundan şikayet etmiştir. “Şikayet ve savunma hakkı” Anayasal bir haktır. Uluslar arası anlaşmalarla ve en üst düzey yargısal metinlerle teminat altına alınmıştır. Masum insanlara en olmadık iftiraları atan ve hakaret edenlerin sonra bunların hesabını yargı önünde vermek zamanı geldiğinde “ne zaman suç işlesem hakkımda dava açılıyor, istediğim gibi iftira atamıyorum” diye şikayetçi olma hakları yoktur.
7- Kimin Müslüman olduğunu, kimin olmadığını tayin etme yetkisi Cevat Babuna’ya ait değildir. Sayın Adnan Oktar’ın düşüncelerinin ve hizmetlerinin ehl-i sünnet inancına uygun olduğu sayısız ilahiyat akademisyenince tasdik edilmiştir. Esas ehl-i sünnet inancına ters olan Cevat Babuna’nın benimsediği (Edip Yüksel’e ait) görüşlerdir ki bu görüşler hakkında Diyanet İşleri Başkanlığı’nca tanzim edilen 14.9.2007 tarih ve 973 sayılı rapor bu gerçeği gözler önüne sermektedir.
Ayrıca Cevat Babuna bazı ibadetler hakkında açıklamalar yapmaya çalışmış, örneğin Cuma namazının evlerde kılınamayacağını, bunun için muhakkak camiye gidilmesi gerektiğini iddia etmiştir. Oysa Cuma namazları, ehil imamla birlikte evlerde kılınabilir, bu anlamda Müslümanların evleri de birer mescid hükmündedir. Ehl-i sünnetin uygulaması bu şekilde olduğu gibi doğru uygulamanın bu şekilde olduğu Diyanet İşleri Başkanlığından sorularak da teyit olunabilir. Dolayısıyla Cevat Babuna’nın bu ve bunun gibi konularda yaptığı açıklamalar, ortaya attığı iddialar, tümüyle BAV mensuplarını karalayabilmek için gerçekleri saptırma gayretinin bir sonucudur.
8- BAV mensuplarının hepsi özgür düşünceye sahip, ülkemizin en nitelikli öğretim kurumlarında tahsillerini tamamlamış, son derece akıllı kişilerdir. Önlerine getirilen bir düşüncenin tutarsız ve mesnetsiz yanlarını hemen fark edebilecek, üst düzeyde zeka, birikim ve bilgiye sahiplerdir. BAV mensuplarını ve onların çalışmalarını yıllardan beri tanıyan Türk kamuoyu, Cevat Babuna’nın kullandığı “hipnotize olmuş”, “kafaları hakimiyet altında”, “beyinleri boşaltılmış”, “hasta beyin” gibi hakaretlerin sırf karalama kastıyla söylendiğinin bilincindedir.
9- Dr. Oktar Babuna, Sayın Adnan Oktar’ın eserlerini okuyan ve görüşlerini beğenerek benimseyen milyonlarca insandan sadece biridir. Normal yazar-okuyucu ilişkisi dışında kendisiyle bir bağlantısı yoktur. Sayın Adnan Oktar’ın, kendisinin eserlerini okuyan herkesin tutum ve davranışlarından sorumlu tutulamayacağı gibi Dr. Babuna’nın tutum ve davranışlarından sorumlu tutulamayacağı da açıktır. Bunun aksine bir iddianın, ne akılla, ne mantıkla, ne de hukukla ilgisi olamayacağı ortadadır.
10- Son olarak söz konusu programda yaşanan ve anlaşılmaz bir şekilde dikkate alınmayan çok vahim bir olayı hatırlatmakta yarar bulunmaktadır. Programa telefon bağlantısıyla katılan Dr. Oktar Babuna (BAV’ın hali hazırdaki Genel Sekreteri Oben Karatepe’nin annesi olan Vandan Karatepe’nin) Sayın Adnan Oktar’ın eserlerini takip ettiği, bunun üzerine de namaz kılıp oruç tutmaya başladığı için boşandığı eşi tarafından öldürülmesi hadisesini hatırlatmıştır. Ancak bu son derece önemli olay (esrarengiz şekilde) birkaç kez duymazdan gelinmiştir. Oysa bir annenin, boşandığı eşi tarafından bu nedenle katledilmesi, kabul edilemeyecek, göz ardı edilemeyecek bir olaydır. Cinayeti işleyen kişi de, canlı yayın esnasında stüdyoda bulunan Cevat Babuna’nın ve kendisiyle birlikte hareket eden kişilerin irtibat halinde olduğu bir şahıstır. Yayın esnasında bu meselenin aydınlatılması için Cevat Babuna’ya da sorular sorarak olayın arkasındaki gerçekleri ortaya çıkarmak imkanı varken, meselenin ısrarla kapatılmaya çalışmasının sorumlu ve tarafsız yayıncılık anlayışıyla bağdaşmadığını düşünüyoruz.
Değerli Türk kamuoyunun bilgilerine sunarız.
Cem Sedat Altan
Bilim Araştırma Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı |