ITALYAN CEZA ODASI ÜYESI AVUKAT Dr. Claudia BENEDETTI TARAFINDAN HAZIRLANAN HUKUKI MÜTALAA ADNAN OKTAR DAVASI HAKKINDA HUKUKI MÜTALAA 4422 sayili Kanundaki suç tipinin Italyan Ceza Kanunu'ndaki suç tipi ile mukayese edilmesinde öncelikle, 4422 sayili Kanunun gerek ICK. 416. Maddede de öngörülen "suç islemek için örgütlenme"yi gerekse Italya açisindan özel bir fenomen olarak ICK.416 bis maddesinde yaptirim altina alinin "mafya tipi örgütlenme" suçlarini birlestiren bir yapi getirdigi anlasilmaktadir. 416 bis maddesi, suç islemek için örgütlenmeye kiyasla, suçun tanimlamasini yaparken örgütün yapisina ve faaliyetlerine degil, örgütün genellikle mesru olan amaçlari elde ederken kullandigi araçlari, sistem ve metotlari saptamamistir. 4422 sayili Kanun'un 1. maddesi ICK. 416.maddesi'nde oldugu gibi yapisal karakteri itibari ile suç islemek için olusturulmus örgütleri cezalandirmakla beraber, yine Italyan Ceza Kanunu 416. Bis maddesinde öngörüldügü sekilde, "örgüt yapisinin yildirma gücü ve bunun sonucu olarak ortaya çikan tabi kilma ve gizli isbirligi'nden yararlanarak ekonomik faaliyetlerin, ihale, imtiyaz, yetki ve kamu hizmetlerinin idare veya kontrolünü dogrudan ya da dolayli olarak ele geçirmek veya kendisi ya da baskalari için haksiz çikar ve avantaj elde etmek veya özgür seçme hakkini engelleyerek "diyet" oylari elde etmek fiillerini de cezalandirmaktadir. Italyan mafya tipi örgütlenme ile 4422 sayili Kanun'un 1. maddesinde öngörülen suçun ortak özelligi, kanun tarafindan korunan menfaatin, bir yandan genel olarak kamu düzeni, öte yandan sosyal hayatin, dirlik düzenin devami için ekonomik düzen olmasidir. Diger ülkelerde yürürlükte olan örgütlü suçu cezalandiran ceza normlari ile, ülkemizde tarihi ve sosyal olarak çok güçlü köklere sahip olan ve ülkemize has agir vaka sonucu getirilen ceza normu arasinda kesin ve degismez mukayese noktalari bulunmamaktadir. 4422 sayili Kanunun 1. maddesinin mukayeseli olarak yapilan analizi sadece örgütsel suç hareketlerini cezalandiran ICK. 416. madde açisindan yapilmalidir. 4422 sayili Kanunun 1. maddesine öngörülen suç, birden fazla kisinin aralarinda bulunan sürekli bir anlasma sonucu belirsiz sayida suç islemek için bir araya gelmeleri ve örgütsel yapilarindan kaynaklanan yildirma güçleri ve yasada açikça belirlenmis araçlar sayesinde kamunun ekonomik menfaatlerine zarar vermeleridir. Suçun olusmasi için suç isleme amaciyla gelmis birden fazla kisiden olusan sürekli bir örgüt yapisi bulunmasi zaruridir:söz konusu norm menfaatlerin korunmasini öne almistir. (c.n. tehlike suçu olarak düzenlenmistir) Burada bir somut tehlike suçu söz konusudur. Eger örgütsel yapinin varligindan dogan somut bir tehlikenin varligi ispat edilmemisse "suç" un gerçeklestiginden bahsedilemez. Eger suçun sadece örgütün belirsiz sayida suç islemek için bir anlasmasinin varolmasi ile islenmis oldugu iddia ediliyorsa, o zaman doktrin, etkinlik, islevsellik ve süreklilik özelligi gösteren organize bir yapinin varligi ve bu yapinin hedeflerine varmak için uygun olmasini sart kosmaktadir. Ispat konusunda, örgütün elde etmis bulundugu somut suç amacinin ve bu anlasma zemininde programlanmis suçlari gerçeklestirmeye uygun organizasyon hareketlerinin ortaya konmasi gerekmektedir. Esas açisindan da, sadece bir suç anlasmasinin bulunmasi kamu açisindan bir tehlikenin varligina hükmetmek için yeterli degildir, böyle bir tehlikeyi ortaya koyacak unsurlarin da ortaya konmasi gerekmektedir. Söz konusu suç tipinin gerçeklesmesi sirasinda, anlasmaya göre somut olarak gerçeklestirilmesi öngörülen suçlardan sadece birisi atlanmis olsa dahi, münferit amaçli suçlarin ve bunlara araç teskil eden suçlarin kanitlanmasi, ispat açisindan çok büyük önem tasimaktadir. Zira bu suçlarin ispati, bu kisilerin tesadüfi olarak suç islemek için birlesmediklerini, sürekli bir anlasma içinde olduklarini gösterir. Eger amaç veya gaye suçlarin islenmesinden, bir anlasmanin varligi sonucuna ulasilamiyorsa, cürmi amaçlari gerçeklestirmeye uygun organize bir yapinin varligi ispat edilmelidir. Suç islemek için örgütlenmeden bahsedebilmek için, örgütlü suçun bütün yapisal unsurlarinin ortaya konmasi gerekmektedir: herhangi bir münferit suçun islenmis oldugu konusunda delil unsurlari ortaya konmus da olsa belirsiz sayida suç islenmesi için yapilmis bir anlasmanin var oldugunu destekleyen unsurlar ortaya konmamis ise, örgütün varligindan bahsedilemez. Organizasyonla ilgili unsurlar tali niteliktedirler, ancak aracin (metodun) ispat edilememesi, suçun "ihlal" unsurunun noksan oldugunu gösterir. Örgüt varliginin ispati için, organizasyonla ilgili hususlarin arastirilmasi gerekmektedir. Sübjektif açidan, örgütlü suça katilma için, örgüt basi ya da yöneticileri tarafindan belirlenen özel görevleri gerçeklestirmeyi ve sürekli ve kollektif bir yapilanmada yer almayi bilme ve isteme anlamina gelen "özel kast" gereklidir. Manevi unsurun tespiti, davada ortaya çikacak maddi unsurlarin ve failin iradesini disa vuran çesitli hareket tarzlarinin her bir fail açisindan incelenerek fiili bilip istedigi sonucuna ulasilmasi ile gerçeklesir. Örgütlenme suçunun bir özelligi de, örgütlü suç ile islenen münferit suçlarin kesinlikle birbirinden bagimsiz olmasidir. Örgütlü suçta özel kast, bir veya birden fazla programlanan suçlari islemektir. Programlanan bir ya da daha fazla suçu islemek bu örgüte aidiyeti ortaya koymadigi gibi bu suçlarin islenmesine istirak sadece bu sebepten dolayi örgüte katilmanin gerçeklestigini göstermez. Burada yapilan suçlama ile ilgili olarak ortaya çikan bir baska nokta da, davada suç örgütüne üye olmakla suçlanan sanik 35 kisiden hepsinin yüksek bir ahlaki ve toplumsal deger yargisina sahip ve kanuni bir sekilde kurulmus, tamamen sivil ve mesru amaçlari olan bilimsel ve kültürel bir vakif üyesi olduklaridir. Herhangi bir mesru amaç için kurulmus bir örgütün, bir suç örgütüne dönüsmesi teorik olarak mümkün degildir, en azindan bütün mensuplarinin ortak bir karar alarak yapisal kaideleri degistirdikleri ispatlanmadigi sürece, böyle bir hipotezden bahsedilemez. Böyle bir durumda da B.A.V.'in bütün üyelerinin yargiya havale edilmeleri gerekmektedir. (ki bütün üyeler yargiya havale edilmemislerdir) Suçlarin kanuniligi, belirginligi ve ceza sorumlugun sahsiligi ilkelerini taniyan bir düzenlemede yani Türk Sisteminde, örgütlü suçlarin tanimlamasi somut ve kesin unsurlarla yapilmalidir. Mesru olarak kurulmus ve mesru amaç ve hedefleri olan bir örgütün bir suç örgütü oldugu hükmüne "sic et simpliciter" olarak varilamaz. Ayni sekilde, mesru amaçlar için kurulmus bir örgütün statüsü icabi olarak ortaya çikan, bazi üyelerinin kanundisi davranislarda bulunmasi, örgüt yetkililerinin bu suçlara iliskilerinin ispati bulunmamasi sebebiyle, bir suç örgütü olduguna hükmetmek imkan dahilinde degildir. Sonuç olarak Bilimsel Arastirmalar Vakfi içinde bir suç örgütünün varoldugunu destekleyen yapisal unsurlar hakkinda kuvvetli delillerin ortaya konulmasi gerekmektedir. (Bunlar su noktalardir. ç.n)
Yukarida açiklanan unsurlarin tamaminin ispat edilmedigi durumlarda, incelenen olayda cezaya konu bir vakadan söz etme imkani bulunmamaktadir. Agirlikli olarak bilimsel ve kültürel maksatlar güden ve bu nedenle de kurulmalarina müsaade edilen yasal tesekküllerin bazilarinin, ayni tesekkülü kullanmak suretiyle yasaya aykiri maksatlara yönelmis olmasi durumunda, bu fiil bütün tesekküle mal edilemez; çünkü kanunilik ilkesi, açiklik ve sahsi cezai sorumluluk prensiplerinin mevcudiyeti nedeniyle sadece hakikaten sorumlu olan sahislara mal edilir. Mesgul oldugumuz hususla ilgili olarak, yöneltilen suçlamalarin temelinde bunlarin konulmus olmasi ve olayin neredeyse cezai açidan kesinlikle önemsiz fiillerden mütesekkil olmasi, 4422 sayili Kanun 1. maddesi anlaminda bir cürüm isleme tesekkülünün mevcudiyeti var sayilamaz. Saygilarimla Avukat RA Dr. Claudia BENEDETTI.
|