Mannheim Üniversitesi
Ceza Hukuku, Cezai Usulleri Hukuku ve Kriminoloji kürsüsü
Prof. Dr. Björn Burkhardt

 


 

 

D-68131 Mannheim, 9. Eylül 2000
Schloß/Westflügel, Zi. W 130
Tel. 0621 / 181-1388
Fax
0621 / 181-1387
E-Mail: Bjoern.Burkhardt@Jura.Uni-Mannheim.De


Türkiye Cumhuriyeti,  Adnan Oktar ve digerleri.

Sayin Bayan Güler,

Bana asagidaki dokümanlari ilettiniz:

1-          Suç örgütleri ile mücadeleye dayali 4422 sayili kanunun almanca tercümesi
2-          11.1.2000 tarihli ve 2000/17 sayili iddianamenin almanca tercümesi
3
-          Ingilizce olarak savunma metni (answers to the indictment),
3
-          Meslektasim Prof. Dr. Thomas Weigend'in 15.7.2000 tarihli mütalâasi
4
-          Yukaridaki kanuna, mevzubahis davaya ve 2000/17 sayili iddianameye iliskin 8 adet soru

 

Ben bu dokümanlari geçen zamanda ilgi ile inceledim. Size telefonda da bildirdigim gibi zamansal sorunlar nedeniyle bu sekiz soruyu detayli olarak cevaplayacak durumda degilim. 4422 sayili kanunun hukuk devletinin temelleri (kesinlik/belirlilik ilkesi) ve Avrupa Insan Haklari Sözlesmesi (AIHS)'ne uygun olup olmadigi hususunu da  degerlendiremem. . Ancak Prof. Weigend gibi ben de 2000/17 sayili iddianamenin kendi içinde çeliskili oldugunu, ikna edici olmadigini ve bir suç örgütü kurma ve destekleme suçu unsurlarini içermedigi kanisindayim.  Bu kanimi  asagidaki gibi gerekçelendirmekteyim:

 

Asagidaki haller gerçeklesirse ancak bir suç örgütünden veya bir kriminal olusumdan söz edebiliriz:

1-          Kriminal faaliyetler olusumun ana amaci olmali
2
-          Veya olusum planli olarak belirli hedeflere ulasabilmek için suç islemeli veya islemeyi planliyor olmali

Yani sadece bir organizasyonun bazi üyelerinin bireysel olarak suç islemeleri, islemek istemeleri veya suçun onlarin çevresinde kendiliginden olusmasi tek basina yeterli degildir. Bu sebeple 2000/17 no'lu iddianamede yer alan bireysel suçlamalarin (Ebru simsek vakasi gibi) dogru olup olmadigi burada söz konusu olabilen bir olay degildir. . Önemli ve geçerli olan organizasyonun iç yapisinin ve hedeflerinin suç eylemlerine dayanip dayanmadigidir. Iddianameden hareketle BAV'da böyle bir durumun  söz konusu oldugu sonucu çikmiyor. Özellikle 2000/17 no'lu iddianamede deginildigi üzere, dinlenen ve kaydedilen telefon görüsmeleri,  böylesi bir iddiayi desteklemiyor. Cinsel ve finansal çikar elde edilmesine ve isgücünün çikar amaçli olarak sömürülmesine dair olan iddia da kavranir gibi degil ve  ispatsizdir. Ayrica iddianamede çokça bahsi geçen tehdit, karalama ve hakaret suçlarina dair delillerin, yeterlilikten yoksun oldugu görülmektedir.

 Son olarak insanlarin böyle belirsiz (içeriksiz) suçlamalarla yarim seneden fazla bir süre tutuklu olarak tutulabilmesinin mümkün oldugunu görmekten dolayi olan saskinligimi dile getiriyorum.

 Arkadasça selamlarimla

 

(Prof. Dr. Björn Burkhardt)