II. Görüsüm
1. 30.7.1999 tarih ve 4422 sayili Türk yasasinin 1. maddesi hakkinda
Meslektasim Bay Thomas Weigend'in (Köln), 4422 sayili yasanin 1. maddesinin alisilmisin disinda genis kapsamli ve belirsiz yazilmis oldugu seklindeki hukuki mütalaasina aynen katiliyorum. Bu yasanin hükümleri ile ilgili sorun, amaci “cürüm”, yani yasada tarif edilen ceza yaptirimlarina tabii fiilleri islemek olmayan tesekküllerin de “cürüm amaçli tesekküller”olarak tanimlanabildigidir. . 4422 sayili yasanin 1. maddesinin 1. fikrasinda daha ziyade baska türlü amaçlardan, özellikle kamu kuruluslari, basin, Pazar fiyatlari, seçim sonuçlari ve mali kazançlarin isletilmesi üzerinde etki göstermekten söz edilmektedir. Tesekkülün plan ve niyetinin, adi geçen amaçlara “tehdit yolu ile” ulasmaya götürmesi nedeniyle yasadisi fiilin islenmesine kalkisilmis olmasi gerekir. Oysa, 1. maddenin 5. fikrasindan, bir tehdidin varliginin dahi gerekli olmadigi, 4422 sayili yasanin 1. maddesinin islerlik kazanmasi için amaca ulasmak üzere “benzer yöntemlerin” yeterli oldugu sonucu çikmaktadir.
Avusturya'da da 1994 yilindan beri Avusturya Ceza Yasasinin 278a maddesinde “suç isleme amaçli bir tesekkülün” kurulmasi ve böyle bir tesekküle katilma ile ilgili ayri bir hüküm bulunmaktadir. Türk yasalarindaki hükümden farkli olarak Avusturya Ceza Yasasindaki 278a maddesi hükmü, yalniza niyetleri agir “cezaya tabi fiiller” islemek olan tesekkülleri kapsamaktadir, ki burada planlanan cezaya tabi fiillerin yasanin kendisinde açikça tarif edilen filler olmasi sarti getirilmistir. Avusturya Ceza Yasasinin 278a maddesi, yasalarda tarif edilen agir suçlari islemeyi planlayan tesekküllerle sinirlandirilmis olmasindan dolayi, çok daha açik ve 4422 sayili Türk yasasinin 1. maddesine göre hukuk devleti ilkeleri baglaminda daha az sorun çikaracak niteliktedir.
Avusturya Ceza Yasasinin 278a maddesinin 1994 yilinda çikarilan ilk halinin bile fazla belirsiz bulunmasi ve bu nedenle 1996 yilinda yasal olarak daha anlasilir hale getirilmesi ve daha da sinirlandirilmasi ilginçtir.
4422 sayili Türk yasasinin 1. maddesi gibi bu kadar genis kapsamli ve belirsiz yazilmis bir hüküm, Avusturya'da anayasa mahkemesi tarafindan büyük olasilikla iptal edilirdi.
2. 4422 sayili yasanin 1. maddesinin eldeki iddianamede (bu davada) uygulanmasi hakkinda
4422 sayili yasanin 1. maddesinin 1. fikrasinin uygulanabilmesi için, tesekkülün amacinin, hükümde tarif edilen amaçlardan birine ulasmak oldugunu ve tesekkülün nihayetinde bu amaçlara “tehdit” yoluyla veya “benzer yöntemlerle” ulasmak niyetinde oldugunu kanitlamak gerekmektedir. Dava dilekçesinde BAV'nin amacinin özellikle haksiz kazançlar elde etmek oldugu yazilmaktadir.
Ancak iddianamenin tamami incelendiginde, tesekkülün (yasada belirtilen) belirtilen amaci ile ilgili çok az iddia ve açiklama bulunmaktadir. Gerçi iddianamede , özellikle tesekkülde kalmalarini saglamak için birtakim kisilerin (mahrem görüntüler içeren filmlerin yayinlanmasi suretiyle ) bireysel olarak tehdit edildigi iddia edilmektedir. Yine iddianamede ayrica hakaretlerden, iftiralardan, santajlardan veya rahatsiz edici mektuplarin gönderilmesinden de söz edilmektedir. Ancak iddianamenin hiçbir yerinde, tesekkülün nihai amacinin, bu tür baski unsurlari ile 4422 sayili yasanin 1. maddesinde sayilan amaçlardan birisine ulasmak oldugu hususu açikliga kavusturulmamistir. Üyelerinden maddi menfaatler saglama amaci ile ilgili olarak, (elimde bulunan Almanca tercümesine göre) iddianamede her zaman, üyelerin maddi katkilarini gönüllü olarak yaptiklari veya olsa olsa buna “ikna edildikleri” varsayilmaktadir. Iddianamede , gördügüm kadariyla üyelerin özellikle maddi katkida bulunmalari için tehdit edildikleri seklinde herhangi bir vaka anlatilmamaktadir. Ayrica iddianamenin sonuç bölümünde de, tesekkülün amacinin, 4422 sayili yasanin 1. maddesinde sayilan amaçlardan bir tanesine tehdit yoluyla veya benzer yöntemlerle ulasmak oldugu iddia edilmemektedir.
Eger bir tesekkül içerisinde bazi kisiler, baska kisileri örnegin cinsel bir eylem veya örgütte kalmak gibi ferdi somut davranislara sevk etmek üzere tehdit ettikleri zaman, bunlar tek basina cezayi hak eden filler (santajlar, özellikle de cinsel santajlar) olusturmaktadir. Ancak bir tesekkül, bu tür cezayi gerektiren bireysel fiiller nedeniyle bu sekilde bir bütün olarak 4422 sayili yasanin 1. maddesinde tarif edilen bir tesekkül haline gelmez. Çünkü bu hüküm ancak, tesekkül nihayetinde belli amaçlara tehdit yoluyla veya benzer yöntemlerle ulasmak niyetini güttügü zaman (ki cinsel eylemlere sevk etmek veya tesekkülde kalinmasini saglamak bunlarin arasinda degildir) islerlik kazanmaktadir.
Sonuçta elimdeki Almanca tercümesine istinaden bu iddianame , bana problemli (çeliskili) görünmektedir. Çünkü 4422 sayili yasanin 1. maddesinde tarif edilen unsurlarin ne kadar var oldugu ve gerçeklestigi, yeterince islenmemis ve kanitlanamamistir.
3. Yasal gerekçe bulunmadan telefonlarin dinlenmesi
Cezai takibat süreci ile ilgili olarak, bir telefon görüsmesinin ses kaydinin (veya ses kaydinin desifre edilmis metninin), telefon görüsmelerinin yasal gerekçe bulunmadan kaydedilmesi halinde davada kanit olarak kullanilip kullanilmayacagini sormussunuz.
Avusturya için bu soruyu kesin olarak su sekilde yanitlamak mümkün: Cezai takibat makamlari tarafindan yasal gerekçe bulunmadan kaydedilen telefon görüsmeleri, kanit olarak kullanilamaz. . Bu tür bir ses kaydini ana durusmada dinletmek, ses kaydinin metnini okumak veya daha önce bu ses kaydini dinlemis bir sahidi dinlemek yasaktir. Bu tür malzemelerin kanit olarak kullanilmasi yasagi, Avusturya ceza muhakemeleri usulü kanununun 149c maddesinin 3. fikrasi ile düzenlenmistir. Benzer bir düzenleme de Avusturya ceza muhakemeleri usulü kanununun 149h maddesinde bir odada yapilan konusmalarin dinlenmesi ile ilgili olarak yer almaktadir.
Bu tür bir malzemenin kanit olarak kullanilamamasi, genel sahsi (gizlilik=sir) haklarinin bir parçasini olusturan “kendimizin söyledigi sözler üzerindeki haklarimiz” ile gerekçelendirilmektedir. Gizlice yapilan ses kayitlari ile söyledigimiz sözler üzerindeki haklarimiza yasadisi bir sekilde tecavüz edildigi takdirde, ilgili sahis, yasadisi sekilde yapilan kayitlarin silinmesini talep etme hakkina sahip olmaktadir. Böylelikle bu malzemenin kanit olarak kullanilabilmesi olasiligi olanak disi kalmaktadir.
4. Tahkikat için tutuklulugun süresi hakkinda
Bunun disinda tahkikat için 9 ay süreli bir tutuklamanin uygun olup olmadigi sorusunu sormussunuz. Bu konula ilgili olarak, Avusturya hukukunda farkli bir düzenlemenin bulundugunu belirtmek gerekir:
Tahkikat amaçli bir tutuklama, her halükarda ancak “suçun islendigine dair ciddi bir kusku” bulundugu takdirde ve sürece mümkündür. Baska bir deyisle, tespit edilen cezai fiilin tüm belirtilerinin mevcut olduguna dair yüksek bir olasilik bulunmalidir. Yüksek bir olasilik söz konusu olmaksizin bir fiilin gerçeklesmesi yalnizca ihtimal dahilindeyse, tahkikat amaçli bir tutuklama yapmak mümkün degildir.
Bunlarin disinda tahkikat amaçli bir tutuklama için asagidaki hukuka uygunluk gerekçelerin de mevcut olmasi gerekir: