Prof. Dr. Carlo Taormina

Ceza Hukuku Uzmani

Roma Üniversitesi

 

Adnan Oktar ve diger kisilere yöneltilen suçlamalar hakkinda  bizden bir fikir beyan etmemiz talep edilmistir.

 

Mafya tipi örgütlenme  suç tipinin olusabilmesi  için bulunmasi gereken sartlar, hem organizasyon açisindan hem de suç örgütüne üye olanlarin hareket tarzi açisindan, alelade cürüm islemek için örgütlenme suçuna nazaran, çok daha agirdirlar.

 

 Mafya tipi örgütlenme, organizasyon açisindan, her birine veya üye grubuna hem örgüt faaliyetlerinin gerçeklestirilmesi tarzlarina iliskin kararlarin olusumuna yönelik olarak hem de cürüm isleme maksadi tasiyan birligin amacini olusturan cürümlerin islenmesiyle ilgili olarak,  verilen görevlerin yeterince net olarak düzenlenmis olmasi gerekir.

 

Ayrica, mafya örgütünün belirleyici özelligi, amaci olusturan suç faaliyetlerinin, yer kriterlerine göre birden fazla kisma ayrilmak suretiyle paylastirilmis olmasidir. Ayni alanlari kendi aralarinda pay etmis birden çok suç örgütü olusmasi disinda, ayni suç örgütü üyeleri tarafindan yönetilen çesitli sektörlerdeki genis alanlarda kontrol sahibidirler.

 

Mafya tipi örgütlenmenin davranis tarzi açisindan belirleyici bir özelligi de her bir üyenin veya üye gruplarinin bu örgüte özel hareket sekli (metodu) olarak, korkutma (yildirma) gücünden yararlanarak her nevi suçu ilgilendirebilecek cürüm faaliyetini yürütmesidir.  Baska bir ifadeyle anlatmak gerekirse, sahsi ve hatta ailevi niteligi tasiyan da dahil olmak üzere, her türlü menfaat feda edilerek gizli isbirligi için kat' i kaidelere uyulmasi zorunludur; ve örgütün faaliyet gösterdigi belirli çerçevede çikarlarin elde edilmesini kolaylastiran, tabi kilma  (buyrugu altina alma) durumunun gerçeklesmesi gerekir.

 

Yürürlükteki normatif düzenleme her ne kadar, örgütün kamusal veya özel iktisadi, girisimcilik faaliyetlerini tekellestirme  maksadinin büyük bir önem arz ettigini öngörmüs ise de bunun suç tipi için esas belirleyici özellik oldugu söylenemez; zira, yasa koyucu, kapama klozu (maddesi) diyebilecegimiz bir kloz marifetiyle, örgütün herhangi bir cürüm islemesini gerekli görmüstür.

 

2-Mafya tipi örgütlenme suçunun varliginin kabulü için olmasi gereken ispata iliskin hususlara gelince, herhangi bir suçu ilgilendiren arastirmanin ötesinde baska bir ayrintinin varligina isaret edemem. Bizim mevzuatimiza göre, emareler dogru, tutarli ve kuvvetli olduklarinda, herhangi bir suçun ortaya çikmasi hususunda her açidan “tam delil” (ç.n.: bütün neticeleri itibariyle delil) teskil ederler; ve bu genel kural, örgütlü suçlar açisindan herhangi bir istisna ile karsilasmamaktadir. Sadece sunu ekleyebilirim : suç islemek için örgütlenme isnadi durumunda  varligi zorunlu olan emareler düsük yogunlukta olmasi sadece yargilama açisindan görünüste iken temel hukuk açisindan gerçek olarak kabul edilir. Bu nedenle örgütlü suçun varligini kabul etmeyen hukuk düzenlerine sahip Avrupa ülkeleri az degildir; bu ülkeler, çok belirsiz faaliyetlerin itham konusu olmasini engellemek maksadiyla, örgütü, özel suç tiplerinin  bir agirlastirici nedeni olarak düzenlemeyi tercih etmislerdir.

 

3.       Adnan Oktar' a yöneltilen suçlamalarin, tamamen dayanagi oldugu kabul edilse dahi, ben mafya tipi örgütlenme suçunun olusamayacagi görüsündeyim.

 

Kamu ahlaki veya kamu düzenine iliskin normlar tarafindan çizilen sinirlarin asilmasinin söz konusu olabilecegi dini özellikli faaliyetlere bagli mafya tipi örgütlenme halleri dünyanin hiçbir yerinde mevcut olmadigi gerçegi bir yana, maddi veya ekonomik çikarlarin elde edilmesi maksadi dogal olarak, tek basina örgütü mafya tipe örgüte dönüstürmek için yeterli degildir. Genel örgütlü suç tipini öngörmüs hukuk düzenleri açisindan buna benzeyen amaçlar, bu araçla elde edilmis olabilir; bunun aksine, bunu öngörmeyen hukuk düzenleri açisindan ise, ayni  amaçlar, birden fazla kisi tarafindan takip edildiginde ancak alelade bir suç birlikteligi (istirak) söz konusudur.

Biraz siddet içeren, ama içerdigi siddetin mafya tipi veya buna benzer bir örgütün olusumuna imkan vermedigi bir organizasyonun mevcudiyetine ragmen, iddianamede,  korkutma (yildirma) gücüne, gizli isbirligine ve son olarak da, tabi kilma (buyrugu altina alma)ya iliskin hareketlere rastlamamaktayim.

 

Incelenmekte olan durumla ilgili olarak örgütlenme hürriyetine, düsünce açiklama ve özellikle de inanç hürriyetine iliskin bazi hassas noktalarin da açiklanmasi gerektiginin altini çizmek isterim. Olusabilirligi imkansiz degil ise de çok zor olan örgüt durumu da dahil olmak üzere cürüm islemek maksadiyla uyusmayan degerler söz konusudur. Örgütlü suçun gerçeklesebilme ihtimali, daha önce de ifade ettigim gibi, kamu düzeni ve ahlakina iliskin normlarin ihlaline baglidir.

 

4- Yasanin müsaade ettigi haller disinda gerçeklestirilen telefon dinleme suretiyle elde edilen delillerin kullanilamayacagina dair süphe yoktur ve bu nedenle de, bu dinlemelerden elde edilenler hususlar, hürriyeti sinirlayici tedbirlerin konulmasina dayanak teskil etse de bunlar, taraflarin bir talebi olmasa dahi, saniklarin sorumluluklarini tespit amaciyla mahkeme tarafindan kullanilamazlar.

 

5-Uluslararasi kurallarla uyum içinde olan hukuk düzenimizde delil,  kisinin kendisinden saglanmis da olsa, (kisinin) manevi hürriyetine zarar veren her türlü yöntem  neticesi elde edilen delillerin kullanilmasi yasaktir. Sonuç olarak, kesinlikle menfi yönde cevap veriyorum; yani, saniklara karsi iskence seviyesine varan, maddi ve manevi siddet  sonucu elde edilmis olan beyanlarin hakim tarafindan degerlendirmeye alinmasi tamamen yasaktir.

 

6-Ben saniklarin üstelik bir video-kamera karsisinda yapmaya zorlandiklari beyanatlarin kullanilamayacagi görüsündeyim. Kendi avukati olmadan polise beyanatta bulunan her sanik veya sorusturulan kisinin yani neredeyse yoklukla malul olan bir islemde bulundugunu hatirlamak yeterlidir. Bunu hatirlamak, yukarida izahi yapilan kullanilamazlik mantiginin daha iyi anlasilmasi için gereklidir.

Ayrica beyanatlarin yayinlanmis olmasi, özel hayata tecavüz veya en azindan haberlerin yayinlanmis olmasindan kaynaklanan hakaret niteliginde bir fiil meydana getirecektir. Üstelik, bunlar hile ve siddet ürünü olan islemlerle elde edildiklerinden çok zayif güvenebilirlik arz etmektedirler ve bu sekilde açiklamalarda bulunanlari kamuoyuna karsi suçlu göstermeye  yönelik islemler  kesin hükme kadar herkes suçsuzdur  (masumiyet karinesine) kuralina aykirilik olusturur.

 

Roma, 28 Temmuz 2000                                            
Av. Prof.Carlo Taormina