| 5- Yurt disindan alinan hukuki mutalaalarin 1. No'lu DGM'ne sunus dilekçesi |
ISTANBUL 1. NO.LI DEVLET GÜVENLIK MAHKEMESI
SAYIN BASKANLIGI'NA
Dosya No. 2000/18
Sunan: Adnan Oktar Vekili: Av. Erdag Abakay Konu: Ülkemizde kisa bir süre önce yürürlüge giren ve iddianamede davanin dayanagini olusturan 4422 sayili kanunun (me'haz kanunun bulundugu Italya basta olmak üzere ) diger ülkelerdeki muadillerinin uygulama esaslari, suçun hususlari ve yasa koyucularin maksatlari hakkinda ilgili ülke bilimadamlarinca hazirlanan hukuki mütalaalarin sunulmasidir. Açiklamalar: Bilindigi üzere, 4422 sayili “Çikar Amaçli Suç Örgütleri ile Mücadele” kanunu, ülkemiz açisindan çok yeni bir kanundur. Bu nedenle de hangi olaylarin bu yasa kapsaminda degerlendirilecegi, hangilerinin degerlendirilmeyecegi, suçun yasal sinirlarinin neler oldugu vb. gibi konularda ne herhangi bir yargitay karari, ne de somut olaylarin incelenmesine ve degerlendirilmesine dayanan doktiriner çalismalar bulunmamaktadir. Isbu davanin açilmasindan sonra, dava dosyamiz çesitli üniversitelere sunulmus, Hukuk Fakülteleri Dekanliklari tarafindan ülkemizin en seçkin profesörleri dosyayi incelemekle görevlendirilmis ve hukuki mütalaalari Sayin mahkemenin dikkatine sunulmustur. Bu çerçevede Prof. Dr. Kayihan Içel, Prof Dr. Emin Artuk, Yrd. Doç. Dr. Ahmet Gökçen, Prof Dr. Ugur Alacakaptan, Prof Dr. Turhan Tufan Yüce dava dosyalari üzerinde yaptiklari detayli incelemeleri sonucunda BASTA 4422 SAYILI KANUNA MUHALEFET OLMAK ÜZERE IDDIANAMEDE SANIKLARA ATILI SUÇLARIN HIÇBIRININ UNSURLARININ OLUSMADIGINI belirtmislerdir. Ayni sekilde iddia makami da benzer gerekçelerle ilk celseden baslayarak tüm tutuklu saniklarin tahliyesini talep etmektedir. Sayin Mahkeme de ikinci celsede yedi tutuklu saniktan besini tahliye etmistir. Yargilamanin degisik “taraf”larinca ortaya konan tüm mütalaa, talep ve kararlar gerçek hukuki durumun anlasilir hale geldigini ve saniklar aleyhinde (esasen sun'i olarak yaratilmis bulunan) süphenin zayifladigini ortaya koymaktadir. Bu asamada bizler, savunma vekilleri olarak, Sayin Mahkeme'nin hukuki degerlendirmesine – bir nebze de olsa- katkida bulunmak amaciyla, 4422 sayili kanunda tarif edilen suçun yasal unsurlari ve kanun koyucunun maksadiaçisindan aydinlatici olacagini düsündügümüz Italyan ve Alman uygulamalarini arastirdik. Bilindigi gibi, 4422 sayili yasanin suçu tarif eden 1 no'lu maddesi büyük ölçüde Italya'daki (416 /bis)(1) benzerinden alinmistir. Kanunun Çikar Amaçli Suç Örgütleri ile mücadele hakkindaki usul hükümleri de (iletisimin dinlenmesi ve tesbiti, gizli görevli kullanilmasi, vb...) büyük ölçüde Alman Ceza Mahkemeleri Usulü Kanunu'ndan alinmistir. Bu itibarla, kanun metinlerinde küçük bazi farklar olmakla beraber (özellikle Italya açisindan) kanun koyucularin maksatlari aynidir. Bu nedenle, ceza kanunu da TCK'nin me'hazi olan Italyan mevzuati, Italyan yasa koyucusunun amaci ve Italyan Yargitay kararlari ülkemizdeki uygulama açisisindan önemlidir. Italya'dan sonra, basta Almanya olmak üzere diger ülkelerdeki uygulamalar da bizim açimizdan aydinlaticidir. Bu tespitlerden hareketle, basta Italya olmak, üzere diger ülkelerin birikimlerinden istifade edebilmek düsüncesiyle söz konusu ülkelerde “Çikar Amaçli Örgüt Suçlari” konusunda uzmanlasmis ceza profesörlerine ve önde giden ceza avukatlarina dava dosyamizdaki temel belgelerin noter tasdikli tercümeleri çikarilmistir.(2) Daha sonra, tüm, bu profesörlere davamizla ilgili 8 temel soru yönelttik.(3) Dünyanin en seçkin hukukçulari arasinda yer alan bu degerli akademisyenlerden bazilari tüm dosya hakkinda birer bilirkisi mütalaasi hazirlamis, bazilari da olaya isik tutacak kavramsal degerlendirmeler yapmislardir. Sonuç olarak belirtmek gerekir ki her iki grup da, (dogrudan veya dolayli olarak ) dava konumuz olan olayda 4422 Sayili kanunda belirtilen suçun yasal unsurlarinin olusmadigini, (iddianamedeki anlatimlarin tümünün gerçek olarak kabul edilmesi halinde dahi) iddialarin bu yasayla ve yasa koyucunun amaciyla bagdasmadigini ifade etmislerdir. Yukarida da belirttigimiz gibi, bu görüslerin sahipleri, kendi ülkelerinde benzer kanunlari hazirlamis bilim adamlaridir. (Her “hukuki görüs”e mütalaa sahibinin kisa bir özgeçmisi de eklenmistir) Bazi mütalaalarda, 4422 sayili kanuna yönelik ciddi elestiriler bulundugu da görülecektir. Biz elbette yürürlükte olan bir kanunu elestirerek savunma yapma arayisinda degiliz, söz konusu mütalaalari sunarken böyle bir amaç da gözetmiyoruz. Ancak yabanci profesörler tarafindan yapilan bu elestirilerin, bizim de isaret ettigimiz bir gerçegi teyit ettigini görüyoruz: Kanunun halihazirdaki metni “suç örgütü” ile uzaktan yakindan ilgisi olmayan gruplari, dernekleri vakiflari ve hatta sirketleri dahi magdur edebilecek, yanlis anlama ve istismara açik bir metindir. Mütalaasini sundugumuz Italya'da faaliyette bulunan ve suç unsurlari konusunda uzman olan ünlü Italyan hukukçusu ve Uluslararasi Insan Haklari Federasyonu Genel Sekreteri olan. Alessandro Attanasio kanunun “politik kurumlari ya da legal olarak gözüken kisi veya gruplari bertaraf etmek için kullanilabilecegini, ilk basta Italya'da da bu mahiyetteki olaylarin yasandigini”, bu nedenle 4422 sayili yasanin “herseyin ve herkesin içine konabilecegi, büyük tehlikeli bir kaba benzedigini” söylemektedir. Camerino Üniversitesi Ceza ve Ceza Usulleri Ana Bilim Dali Baskani olan Prof. Av. Michele del Re ise ayni konuya su sekilde vurgu yapmaktadir: “…Her sirkette, örgütte ve ailede herhangi bir sekilde baglilik ve saygi olusturan bazi iliskiler olacaktir. Ama bir veya iki unsuru nazara almak suretiyle bir tabi kilma (hürriyeti kisitlama) programindan söz etmek için mümkün degildir. Aksi takdirde ideolojik, dini, ekonomik ve siyasi her toplulukta her zaman için hürriyeti kisitlama unsurlarina rastlanilacaktir.” Ayni tehlike ileri görüslü bazi milletvekillerimiz tarafindan kanunun yasallasmasi asamasinda da dile getirilmistir. Bari Üniversitesi'nde Ceza Hukuku profesörü olan ve Organize Suçlarla ilgili yazdigi kitaplarla tüm dünya çapinda bir referans sayilabilecek Prof. Dr. Giuseppe Spagnolo ise verdigi mutalaada “çikar amaçli bir suç örgütünün varligini ispatlamak için bütün suç unsurlarinin varligini bir düzen içinde ortaya koyan, sahitler tarafindan desteklenen ipucu ve deliller ile, güvenilir kisilerle isbirligi sonucu ortaya çikmis belge ve ifadelerin bulunmasi”nin gerekliligine dikkat çekmektedir. Yani elde somut ve kanitlanmis deliller olmadan bir grubun çikar amaçli suç örgütü kurmakla suçlanmasi mümkün degildir. Bunun yanisira dava dosyalarini inceleyen Türk profesörlerin tespitlerine, ayni dosyalarin noter tasdikli tercümelerini inceleyen hukukçular da katilmislardir. Örnegin Italya'nin en ünlü ceza avukatlarindan ve Roma Üniversitesi Ceza Hukuku profesörü olan Prof. Dr. Carlo Taormina “Adnan Oktar'a yöneltilen suçlamalarin –tamamen dayanagi oldugu kabul edilse dahi- mafya tipi bir örgütlenme suçunun olusamayacagi görüsündeyim.... Iddianamade korkutma gücüne, gizli isbirligine ve son olarak da tabi kilmaya iliskin hareketlere rastlamamaktayim” seklinde bir degerlendirme yapmistir. Urbino Üniversitesi Rektörü ve ayni üniversitenin Ceza Kürsü'sünde Ord. Prof. olan Prof. Dr. Gustavo Pansini ise su sekilde bir yorum yapmaktadir: “Saniklara yöneltilen örgütlü suç hakkinda yapilacak dogru bir yorum, uluslararasi genel ilkelerin koruyucu maddeleri isiginda da, bu suçlamaya temel olarak ortaya konan iddialarin böyle bu suçun unsurlarinin gerçeklestigi hususunu kesinlikle ihtimal disi biraktigi dogrultusunda olacaktir.” Uzun yillar Yargitay'da hakimlik yapmis bir ceza hukuku profesörü olan Prof. Dr. Tullio Galiani ise su önemli tespitte bulunmaktadir: “... Incelenen evraklardan, özellikle suçlamada bir bosluk oldugunu söylemek gerekmektedir. Burada suç oldugu iddia edilen olaylar varsayimdan öte geçemeyen ve bir cezaya hükmedebilmek açisindan yetersiz suçlamalar olup, bu suçlarin islenmis olduguna dair de somut bir delil gösterilememektedir.”
Cassini Üniversitesi'nde Ceza Hukuku Profesörü olan Prof. Av. Fortuna Saverio ise BAV davasinda çikar amaçli suç örgütü unsurlarinin bulunmadigini su sekilde tarif etmektedir: “... Bu noktada, yukarida yapilan tanimlamalarin aksine ahlaki, milli, ilmi ve dini degerlere bagli, Islam düsüncesi ile modernizm arasinda uyumu hedefleyen ve dahasi Türkiye'nin Avrupa Topluluguna tam manasi ile girmesini destekleyen BAV'in böyle bir suç örgütü oldugundan bahsetmek mümkün degildir. Savcilik tarafindan bazi kimselere karsi tehdit ve yine sadece BAV hakkinda kötü konusan ve aleyhinde yayinlar yapan kisilere karsi bir sindirme (yildirma) hareketinin mevcut oldugu iddia edilmektedir, ancak bütün bu faaliyetlerin dogrulugu kabul edilse bile bu eylemler, Ceza Kanunu'nun 416 bis maddesinin 3. fikrasinda tanimlanan metodu kullanan mafya tipi bir örgütlenmeyi degil, vakif içinde bir uyusmazlik ve anlasmazlik oldugunu göstermektedir. Salzburg Üniversitesinde ceza hukuku, ceza usul kanunu ve kriminoloji enstitüsünde Profesör olan Prof. Dr. Kurt Schmoller ise 4422 no'lu kanunu Avusturya Ceza Hukuku ile yaptigi karsilastirmadan sonra dava hakkinda su sekilde bir yorum yapmaktadir: “Iddianamede, gördügüm kadariyla üyelerin özellikle maddi katkida bulunmalari için tehdit edildikleri seklinde herhangi bir vaka anlatilmamaktadir. Ayrica iddianamenin sonuç bölümünde de, tesekkülün amacinin, 4422 sayili yasanin 1. maddesinde sayilan amaçlardan bir tanesine tehdit yoluyla veya benzer yöntemlerle ulasmak oldugu iddia edilmemektedir.” Köln Üniversitesi, Kriminoloji Enstitüsü, Dis ülkeler ve Uluslararasi Ceza Hukuku Kürsüsü Baskani Prof. Dr. Thomas Weigend ise belgeler üzerinde yaptigi degerlendirmeler neticesinde iki önemli sonuca vardigini belirtmektedir: “...4422 sayili kanunun bu haliyle Avrupa'daki genel kabul gören ceza yasalari prensipleri ile ve, özellikle de AIHS ile uyarliligi konusunda önemli süphelerin/eksiklerin bulundugu, -Iddianamede saniklara kanunun halihazirdaki 1. maddesinde tarifi yapilan suçun unsurlarini olusturabilecek uygun düsebilecek, fiillerin ve eylemlerin hiçbirinin isnat edilmedigi/edilemedigi, Sonucuna (kanaatine) varmis bulunuyorum.” Bu itibarla, sundugumuz mütalaalardaki elestirilerde de bu baglamda degerlendirilmelidir. Sonuç: 4422 Sayili Kanun (me'hazi olan Italya basta olmak üzere) benzer kanunlarin uygulandigi ülkelerin akademisyenleri tarafindan 4422 sayili yasa ve dava dosyamiz hakkinda hazirlanan hukuki mütalaalari Sayin Mahkeme'nin dikkatine sunuyor. Atili Suçun unsurlarinin olusmadigi dikkate alinarak müvekkillerimizin tahliyelerine karar verilmesini arz ve talep ediyoruz. (1) Italyan Ceza Kanununun 1982 tarihli 416 / bis maddesinin noter tasdikli tercümesi (2) Dava dosyasindan çevirileri yapilan belgelerin listesi ve noter yeminli tercüme güvencesi (3) Hukuki mutalaa talep edilen akademisyenlere yöneltilen sorular
|