9 MAYIS 2008 TARİHİNDE YURTDIŞINDAN GELEN GÖZLEMCİ AVUKATLARIN DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI
Toplantının deşifresi:
Fabio Galiani: Thank you for coming. My name is Fabio Galiani I am a transnational criminal defense lawyer, we came here in İstanbul as observer for the BAV case. It is important to specify that we just came as observer without any intention of interfere in the trial or to give any judgement about the single persons or single judges involved in this trial. I personally believe that Turkey is a great democratic country which made a lot of improvement in the respect of human rights in the light of ; the right perspective of joining European Union. And personally in these years I was coming to Turkey I’ve seen also improvement in the field of justice. We came here because we were informed. We are all lawyers We were informed that there were some unlawful practice in particular there were some statements which are assumed to be given under torture or anyway illegal treatment of the police. And we were informed that there is already a pending proceeding against these policemen which talked the statement by all of the persons which afterwards declared that they signed these statements because they were under torture and we were also informed of certain medical certificate which give the evidence of such illegal treatment. It is of course quite unusual that a proceeding can get the conclusion when on the same time there is another proceeding pending regarding the person which collected the evidence of such proceeding. Usually this is a prejudicial proceeding which must get the conclusion before to state if that evidence can be used or not in a criminal proceeding. We have assisted to the hearing, in person i have assisted to many hearings of this trial and I've been surprised that after many years there was no the time to give the chance to the defendence to bring any evidence in their favour. And we were informed of also of the violation of the certain important fundamental rights such as the principle of ne bis in idem because there was already a decision of a Court stating that there was no ground for a decision on the base of law 4422 article 1 and even about the violation we were informed about violation of the principle of legal certainity because the article 220 on the base of which today we reading the decision, it has been the convinction was not in force at the time of the assumed commision of defect. I would like to inform about the fact that the some of us today were not allowed to enter in the courtroom despite of the fact that this is a public hearing, the public hearing is a usually guarantee of transparency and of fair trial get and personally as defense lawyer i have to say that we are quiet suprised that the trial get to a final decision inspite of the fact there was no discussion by the lawyers of the defendence. so in my personal view I’ve seen the trial where the defence had no ground and no chance to oppose to the accuse even if it must be said the prosecutor asked for the acquittal of all of the defendants. I would like the give the floor to my collegues which they have sure some comments to make, I want again to say that we are not here to judge persons or Turkey or the Turkish Legal System and we are not here with the purpose of interfering in the Turkish Legal System. If you can introduce yourself.
Robert Rhodes: Good afternoon. My name is Robert Rhodes. I’m Queens Council practicing at the English Bar. I too have attended today and only today purely as an observer. I have read many the papers in this case. This has been particularly interesting for those of us who are friends of Turkey and wish it well in his application to join the European Union. I was impressed by the open discussions that took place in court. Now i noticed and also told about four things which particularly interested me. The first was the court’s failure before delivering its verdict this afternoon to specify the particular provision of the criminal code which was involved whether it was involved sections 313 or 220. Now i appreciate the public prosecutor hadn't specify this but as my collegue has just pointed out, the public prosecutor asked for an acquittal of all the defendants; so it wouldnt matter. The second point is that the public prosecutor had said that evidence arrising from allegations of maltreatment by the authorities should not be used. The third was the failure by the court to grant the defense a short adjournment in a case that had lasted 8 years and finally the failure of the court to give the defendants the opportunity to call evidence in their defence.
Çevirmen: I am sorry, Sir I need to translate your speech as well.
Fabio Galiani: Oh yes, sorry.
Çevirmen: Öncelikle şunu belirtmek istiyorum, İstanbul’a yalnızca gözlemci olarak geldik meslektaşlarımızla ve konuşmamın başında şunu belirtmeliyim ki bu yasal sürece hiçbir şekilde müdahale etme amacımız yok ve herhangi bir tüzel ya da tikel kişilerle ilgili yorumda bulunmak amacıyla gelmedik, amacımız salt gözlemdir. Türk adaletine hepimiz güveniyoruz, hepimiz burada meslektaşız ve avukatız. Fakat gözlemde bulunduğum davalara ilişkin yasaya aykırı bazı uygulamalar ve ifadeler gözlemledik, bunları belirtmek istiyorum hepinizin önünde. Öncelikle işkence altında alınmış ifadeler var, bu önemli bir sorun, bu ifadeler yasal olarak kanıt olarak kabul edilemez, çünkü işkence sonrasında zorla imzalatılmış ifadeler, bunların kanıtları da işkence altında, işkencenin gerçekleştiğine ilişkin kanıtları ortaya koyan tıbbi raporlar ve incelemeler de dava dosyasının içinde bulunuyor. Bu arada şunu da belirtmem gerekiyor bu kanıtların kullanılıp kullanılamayacağı da bu davaların başında tartışılmalıydı ve çok açık bir şekilde ifade edilmeliydi. Bizi şaşırtan bir diğer unsur da uzun yıllar boyunca sanıklara savunma hakkının tanınmamış olması ve kendilerini savunmaları için kullanabilecekleri kanıtları mahkeme heyetine sunma fırsatının kendilerine verilmemiş olmasıydı. İşin bir diğer boyutu da, elbette ki yasal boyutu, burada 4422 sayılı kanun önemli bir problem teşkil ediyor, beraat kararına rağmen bu kararın uygulanmaması ve sanıkların hüküm altına alınmak istenmesi bizi şaşırtan bir diğer unsur. Bugün yine belirtmek istediğim bir diğer konu da bugünkü duruşmada içimizden bazıları mahkemeye alınmadı. Oysa bu duruşma halka açık olarak yapılan bir duruşmaydı ve mahkemeye alınmamamız şeffaflık ilkesini zedeliyor diye düşünüyoruz. Az önce de belirttiğim gibi sanık avukatlarına da savunma hakkı verilmedi, buna da tanık olduk. Şimdi ben sözü meslektaşlarıma vermek istiyorum, hepsi kısaca kendi görüşlerini de size iletecekler ve paylaşacaklar, kısa yorumları olacak ve sözümü bitirirken de tekrar hatırlatmak istiyorum, burada hiçbirimiz müdahale amacıyla bulunmuyoruz, yalnızca gözlem amacıyla buradayız.
Çevirmen: Robert Rhodes, İngiltere’den Queens Council’dan geliyorum, İngiliz Barosu’nda çalışıyorum. Ben de başlangıçta belirtmeliyim ki burada yalnızca gözlem amacıyla bulunuyorum. Türklerin ve Türkiye’nin dostu olarak Avrupa Birliği’ne üyelik aşamasında Türkiye gerçekten bizim için önemli. Bu Türkiye’de bulunduğum süre içinde tanık olduğum açık tartışmalar, yapılan konuşmalar beni gerçekten etkiledi. Fakat bu davaya ilişkin 4 unsur benim dikkatimi ve ilgimi çekti, bunu izlerle paylaşabilirim. Bunlardan ilki mahkemenin hüküm vermekte yaşadığı sorunlar ve gecikmelerdi, burada savcının ve mahkeme yetkililerinin kararı hangi kanunlara dayanarak verdiklerini son ana dek belirtmemeleri önemli bir sorun ve beni şaşırttı. Bir diğer ikinci konu da sanıkların ilk başta ifadelerinin alındığı zaman yaşadıkları kötü işkence durumları ve zorla ifadelerinin alınması oldu. Üçüncü bir konuda bu davanın 8 yıl sürmesi, bu gerçekten çok uzun bir süre ve mahkemenin başarısızlığını ve yetersizliğini göstermektedir.
Fabio Galiani: Mr. Rhodes if you didn’t finish, you can go on
Robert Rhodes: No i have finished thank you very much.
Çevirmen: Bitirdim teşekkürler.
Fabio Galiani: I would like to give the floor to Profesor Calvi.
Emre Bey: Türkçe yapabilirsiniz
Çevirmen: Tamam Türkçe yapacağım da. Önce hangisiydi Profesör, iki tane üç tane profesör var çünkü burada. Profesör Matteo Carbonelli mi?
Fabio Galiani: Calvi, Calvi
Çevirmen: Senatör Guido Calvi, evet Şimdi İtalyan Parlamentosu 13, 14 ve 15. dönem Senatörü, İtalyan Parlamentosu Anayasa Meseleleri Sürekli Komisyonu ilk başkan yardımcısı, İtalyan Parlamenterler komitesi üyesi, mafyavari ve benzeri kriminal organizasyonlarını araştırma parlamenterler komisyonu üyesi, hukuk doçenti ve üniversitelerde öğretim görevliliği yapan Senatör Guido Calvi konuşacak.
Uluslararası gözlemciler olarak burada hazır olmamızın nedeni, başlıca nedeni işte söylediğim gibi gözlemde bulunmak, olaya müdahil olmak, karışmak değil sadece gözlemde bulunmak ve birtakım tespitlerde bulunmak, bu tespitlerin de başında hem savunmacıya hem de sanığa savunma hakkının verilip verilmediğini tespit etmektir. Bu davada yer alan bütün müdafi avukatların öncelikle çabalarını, azimlerini son derece takdir etmiş olduğumu belirtmek isterim. Bu sabah ki duruşmada müdafi avukatlar hem birtakım deliller sunmak için hem de daha iyi bir savunma hazırlamak için mahkemeden bir süre talep ettiler, fakat bu talepleri reddedildi. Evet avukatların süre için yaptıkları bu talep mahkeme tarafından reddedildiği için maalesef avukatlar hem delil sunma hakkından mahrum oldular, hem de görevlerini layıkıyla yapamayacakları için istifalarını verdiklerini, görevden çekildiklerini açıkladılar. Dolayısıyla bugünkü duruşmada müdafi avukatlar hazır bulunmadan bir karar verildi. Bakınız tekrar söyleyeyim, müdafi avukatların hazır bulunmadığı bir duruşmada karar verildi demiyorum, sanıklar avukatsız bırakıldı diyorum. Evet size Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 6. yasasının, 6. maddesinden bahsetmek isterim kısaca, bu madde bildiğiniz gibi adil yargılama üzerine bir maddedir. Burada kendisini müdafa eden insana hem savunma hakkı hem itiraz hakkı hem de masumiyetini, suçsuzluğunu ispat edebilme hakkı tanınır. Ben Türk Ceza Kanunu’nun aslında müdafi avukatların savunma yapmaksızın hakimin karar verip veremeyeceği konusunda bir bilgiye sahip değilim. Ve eğer mahkemenin böyle bir yetkisi yok ise yani avukatların istifa ettikleri anda karar verme yetkisi yoksa bunu hiç şüphesiz avukatlar temyizde dile getirecektir. Ama daha vahim olanı bence Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun böyle bir hakkı tanıyor olmasıdır. Bu daha vahim bence bu husus. Eğer böyle bir hak olmaksızın mahkeme sanıklar hakkında karar vermiş ise, burada maalesef benim çok demokratik ve çok büyük bir ülke olduğuna inandığım Türkiye’de insan hakları ihlal edilmiştir, ihlal edilmiş demektir, dolayısıyla demokrasi de ihlal edilmiş demektir.
Fabio Galiani: Thank you to Professor Calvi. I will give the floor to Professor Torraca.
Çevirmen: Evet şimdi Benevento Üniversitesi İtalya Ceza Hukuku Ordinaryus Profesörü Stefano Torraca konuşacak.
Evet öncelikle söz verdiğiniz için teşekkür ederim, ve öncelikle şunu belirtmek istiyorum. Demin Sayın Senatör Guido Calvi’nin söylediklerine birebir katılıyorum. Ve bilhassa şu an Avrupa Birliği’ne girme süreci yaşayan Türkiye gibi demokratik bir ülkede Avrupa Konvansiyonunun bu çok önemli maddesinin ihlal edildiğinin gerçekten de çok vahim bir durum olduğunu altını çizerek belirtmek istiyorum. Ben de Profesör Calvi gibi Türk Ceza Muhakemeleri Kanunu’nu derinlemesine bilmiyorum. Ancak söz konusu davayla ilgili birkaç küçük konuyu burada dikkatinize sunmak isterim. Ben 1 Nisan’da da geldim, 4 Nisan’da da geldim, yani bu davada benim katıldığım üçüncü duruşma. Meslektaşım Galiani’nin söylediği gibi biz buraya sadece ve sadece gözlemde bulunmak ve son derece kani olduğumuz, inandığımız Türk demokrasisini, Türk hukuk sisteminin güçlendiğini görmek, böyle bir gözlemde bulunmak, olaya müdahale etmek için değil, sadece gözlem yapmak için geldik. Önce daha önceki iki duruşmada neler olduğuna bir bakalım. Öncelikle daha önceki davalarda biliyorsunuz hem birtakım işkence iddiaları gündeme getirilmişti, böyle iddialarda bulunulmuştu hem de birtakım baskılardan söz edilmişti, dolayısıyla burada davalı taraf reddi hakim için bir talepte bulundu. Birtakım sanıklarla, birtakım suçlar hakkında da itirazlarda bulunuldu ve talepler öne sürüldü. Reddi hakim talebinin diğer bir dayanağı da demin bahsettiğimiz gibi burada müdafi avukatlara sanıkları layıklıyla gerektiği gibi savunma hakkının tanınmayışıydı. Burada çok değişik diye tanımlayabileceğim bir sonuç, bir karar ortaya çıktı. Çünkü bu bahsettiğim taleplerden birçoğu reddedildi, ama bütün buna rağmen yani bu talepler reddedilmesine rağmen mahkeme sonunda bu davadan çekildiğini açıkladı, bunun da elbette bir anlamı olmalıdır. Benim buna yüklediğim anlam, mahkemenin burada haleti ruhiyesinin çok açık çok rahat, vicdanının çok rahat olmadığı yönündedir, sonra başka bir mahkemeye giden bu dava oradan tekrar yine aynı bu mahkemeye geri döndü. Peki biz bugünkü duruşmada neler gerçekleştiğine bir de bakalım. Bugünkü duruşmada sanıkların son derece sağlam dayanaklara, mesnetlere dayanan birtakım talepleri oldu. Neydi bu talepler? En önemlisi, örneğin bugün bir avukat mahkemeye şöyle bir talepte bulundu: “Ben bu davaya yeni müdahil oldum, dosya elime daha çok kısa süre önce geçti, dolayısıyla benim iyi bir savunma hazırlamam için ek süreye ihtiyacım var, süre talep ediyorum” dedi. Ve burada avukat süre talebinde bulunurken ben aylarla ifade edilen bir süre istiyorum demedi, sadece 3 günlük bir süre istiyorum, yani duruşmanın Pazartesi gününe atılmasını istiyorum dedi. Ve mahkemenin hala bu ısrarcı, reddeden tutumu karşısında yani son olarak bu avukatın 3 günlük uzatma süresi de reddedilince bu sefer blok halinde bütün müdafi avukatlar “Biz görevimizi, savunma görevimizi yerine getiremiyoruz, dolayısıyla hepimiz davadan çekiliyoruz, istifamızı sunuyoruz” dediler ve istifa ettiler. Bu durumda mahkeme ne yapabilirdi? Bu durumda mahkeme duruşmayı askıya alarak, madem hali hazırdaki avukatlar istifalarını sundular, o zaman yeni avukatlar atamalıyım şeklinde yeni avukatları atayabilirdi, fakat mahkeme böyle bir yeni avukat tayini yoluna da gitmedi. Dolayısıyla sanıkların en kutsal haklarından biri olan itiraz ve kendini savunma hakkı ihlal edilerek mahkeme bugün avukatlara savunmalarını yapmaları için yeterli alanı tanımayarak onların yokluğunda bir karar verdi. Dolayısıyla her mahkemenin daha önceki duruşmalarda izlediği tutuma ve demin söylediğim gibi haleti ruhiyesinin, vicdanının son derece rahat olduğunu hiç te göstermeyen bir şekilde ortaya koyduğu tutumlara dayanarak, hem de bugünkü avukatlar istifa etmişken yenilerini atamadan verdiği karara dayanarak o zaman ben de gönül rahatlığıyla burada çok büyük bir ihlalin vuku bulmuş olduğunu söylüyor ve meslektaşım Senatör Calvi’nin söylediği sözlere katılıyorum.
Fabio Galiani: Thank you Prof. Torraca. I would like to give the floor to Prof. Carbonelli. Please.
Çevirmen: Şimdi, şimdi Profesör Matteo Carbonelli, İtalya’da hukuk Profesörü, İnsan Hakları vesayeti için yasal birlik genel sekreteri ve adli düşünce için Avrupa Toplumu genel sekreteri Profesör Matteo Carbonelli konuşacak.
Ben de burada fazla vaktinizi almadan kısa konuşmak istiyorum, öncelikle ben de arkadaşlarımın söylediği sözlere birebir katıldığımı ifade etmek isterim. Öncelikle bende çok önemli bir hususun altını çizmek isterim diğer arkadaşlarımın söylediği gibi, buradaki bizim amacımız kesinlikle Türk yargı sistemine ve mahkeme usulüne karışmak, müdahil olmak değil, sadece gözlemde bulunmak istiyoruz. Ayrıca burada Avrupa Birliği’ne girme, dahil olma yolunda emin adımlarla ilerleyen Türkiye’ye ve Türk demokrasisine gösterdiği sürekli gelişmelerden dolayı teşekkürlerimi de arz etmek isterim. Tabii bu teşekkürü öncelikle sunduktan sonra, birtakım tereddütlerimi söylemeden de edemeyeceğim, bu tereddütlerim de bilhassa bugünkü duruşma ve bu duruşmada verilen karar hakkındadır. Öncelikle şunu söylemek isterim hem bundan önceki duruşmalarda hem de bu son duruşmada avukatların tartışmalarından da bunu anlıyoruz, biz burada bu yargılamanın kanunların hangi maddelerine hangi kanunun hangi maddesine dayalı olarak hangi madde referans alınarak yürütüldüğünü pek anlayabilmiş değiliz. Burada çünkü bu kanaate varmamın bir nedeni bugüne kadar gerçekleşen duruşmalarda Türk Ceza Kanunu’nun ve diğer yasaların birçok maddeleri, madde hükümleri referans alındı. Her seferinde ayrı bir madde referans alındı. Nitekim bugünkü duruşmada da avukatların ısrarla bu mahkeme hangi hukuk maddelerine, ceza kanununun hangi maddelerine dayalı olarak yürütülüyor, görülüyor diye ısrarla sormalarına rağmen açık seçik hangi maddelerin referans alındığı tam belli olmadı. Özellikle bugün sanıklardan bir tanesi bazı olaylardan bahsetti, fakat bu bahsettiği olaylar daha önceki dava dosyasındaki daha önceki belgelerde yer almayan, dolayısıyla yeni olan birtakım olaylardı ve bu konuya sanık tarafından açıklık getirilmesi şeklinde bir talep geldi, fakat bu talep de kabul görmedi ve reddedildi. Hatta demin Profesör Calvi ve Torraca’nın söyledikleri gibi çok önemli bir husus davaya yeni müdahil olan, yani davayı yeni üstlenen, yanılmıyorsam ya dün ya evvelsi gün üstlenen, bir avukatın hiç değilse dava dosyasını inceleyecek kadar vaktim olsun savunmamı ona göre yapayım şeklindeki talebi de kabul görmedi ve reddedildi. Nitekim bugünkü duruşmada gelişen birtakım vahim olaylar, birtakım iddialar, birtakım kendilerine kanıt sunma hakkının savunma yapma hakkının tanınmayışı neticesinde avukatların tamamı bugünkü duruşmada istifalarını verdiler.
Dolayısıyla ben de demin Prof. Calvi’nin değindiği, çok önemli noktaya hukuken çok önemli olan bu noktaya değineceğim. Bugünkü duruşmada avukatların yokluğunda bir karar verildi demiyorum, fakat avukatlar istifa etmişken, yenilerinin atanması gerekiyorken yenileri atanmadan, dolayısıyla savunma yapılmadan ve savunma hakkı çiğnenmiş olarak bir karar bir hüküm verildi. Dolayısıyla biz burada Avrupa Konvansiyonu’nun 6. maddesi, ki insan hakları ile ilgili olan maddesidir, Avrupa Konvansiyonu’nun 6. maddesi hükmünün ihlal edilmiş olduğunu düşünüyoruz, ki buradaki 6. maddedeki hükümler birçok ülke tarafından ortak kabul gören, bilhassa Avrupa Birliği’ne üye ülkeler tarafından kabul gören hükümlerdir. Dolayısıyla ve bilhassa ihlal edilen bu 6. madde hükümleri de Avrupa Birliği’ne girmek için adım atmış olan ve sözleşmeyi imzalamış olan Türkiye için de bağlayıcı hükümlerdir. Bende teşekkür ediyorum hepinize.
Fabio Galiani: Thank you Prof. Carbonelli. I would like to give the floor to Advocate Luongo. Please
Çevirmen: Şimdi de İtalyan Adalet Bakanlığı Başmüsteşarı ve ceza hukuku avukatı Jean Luca Luango konuşacak.
Ben de burada diğer meslektaşlarım gibi olaya tedbirle yaklaşmak isterim, çünkü burada gerekçelerini pek de iyi tanımadığımız sadece karara odaklandığımız bir mahkeme hakkında yorum yapılıyor, dolayısıyla böyle bir yorumda çok dikkatli olunması gerektiğini ben de düşünüyorum ve kabul ediyorum.
Dolayısıyla biz de burada gözlemci sıfatıyla bulunuyoruz ve bulunduğumuz gözlemci sıfatıyla kararın haklılığı hakkında bazı yorumlarda bulunmak yerine, bugünkü duruşmayla ilgili, bugünkü duruşmada neler olduğuyla ilgili birtakım yorumlar yapmak istiyoruz. Burada benim inandığım diğer bir nokta, tüm ülkelerin tüm demokrasilerin bu olayda karşısında çıkan gözlemciler gönderilmesi, gözlemciler kabul edilmesi şeklindeki prosedürü uygulayabilmeleridir, bunun doğruluğudur. Avrupa Birliği’ne girme yolunda olan Türkiye’nin de dolayısıyla bu takım, bu şekilde bir gözlemci kabul etmesi, ülkeler arasında böyle bir mahkemelerin teminatı, garantisi konusunda gözlemcileri hazır bulunmasına izin vermesi çok doğru bir uygulamadır. Dolayısıyla bugünkü duruşmada ben de cereyan eden vahim nokta üzerinde durmak istiyorum, nitekim duruşmada gördüm avukatlar da konu üzerinde durdular ve hükmün hangi maddelere tam olarak dayandığını, neyi mesnet aldığını tam olarak kesin bir açıklama getirmeksizin bir karar yoluna gidildi ve dolayısıyla öncelikle bu vahim noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum. Nitekim bugünkü duruşmada eksik olan bu açıklık konusunda en önemli hususlardan bir tanesi de bugün avukatlardan bir tanesinin yani davaya yeni dahil olmuş bir avukatın, davayı iyi tanımak istiyorum, konuyu, belgeleri iyi incelemek istiyorum şeklindeki süre talebi kabul görmeyerek reddedildi ve bu savunma hakkı kendisine tanınmadı, dolayısıyla en azından bugünkü duruşma için benim söyleyebileceğim, bugünkü duruşmaya bugünkü duruşmadaki en vahim nokta olarak söylemek istediğim ve savunma hakkını en fazla yaralayan konu olarak üzerinde durmak istediğim, bütün buna rağmen avukatların istifa etmesine ve süre isteyen avukatların bu taleplerinin reddedilmesine rağmen mahkemenin ısrarla karar verme yoluna gitmiş, bu yolu seçmiş olduğudur. Evet Türk yönetmelikleri, Türk yasaları bu şekilde mahkemenin bir karar vermesini kabul etseler, öngörmüş olsalar bile, türk yasaları bunu kabul etmiş olsalar bile, ben modern demokratik bir hukuk sisteminin böyle bir şeyi kabul edeceğine, öngöreceğine ihtimal vermiyorum. Bende sözlerimi bitirdim.
Fabio Galiani: Thank you Mr. Luongo, I would like to give the floor to Doctor Brown. Please.
Rory Brown: Thank you very much . My Name is Rory Brown. I am a researcher at present at the European University Institute Florence.
Çevirmen: Lorenzo De Medici School, Floransa, Avrupa Birliği Hukuku Öğretim Görevlisi olarak şimdi Rory Stephen Brown konuşacak.
Rory Brown: I came to this hearing at a short notice and i have only been to today’s hearing. I am also here, like my colleagues, in a purely observatric pastic, i am not in a position to comment on the quality of the proceedings or the verdict. But what i will say, this is one sure comment that i will add to those made by my colleagues. That it is very saddening to see lawyers who feel obliged to take the dramatic step of withdrawing from a court room midway through proceedings in protest to the conditions in which they have to work. Thank you very much.
Fabio Galiani: Thank you.
Çevirmen: Ben de diğer arkadaşlarım gibi şunu belirtmek durumundayım. Burada duruşmalardan son anda haberim oldu ve son anda aldığım bir kararla buraya geldim. Ve amacım, burada bulunma amacım yalnızca gözlem yapmaktır. Burada verilen kararın ve hükmün niteliğiyle ilgili bir yorumda bulunmayacağım fakat diğer meslektaşlarımın da belirttiği gibi burada beni şaşırtan ve üzen şey savunma avukatlarının içinde bırakıldığı zor durum ve kendilerine sanıkları müdafaa hakkının tanınmamasıdır. Teşekkür ederim.
Fabio Galiani: Thank you. I would like to take the occasion to say thank you for the great hospitality that your wonderful country gave us in every occasion.
Çevirmen: Burada sözlerimi bitirirken şunu da belirtmek istiyorum. Burada her duruşma için, Türkiye’de bulunduğumuz süre içinde gösterdiğiniz misafirperverlik için de teşekkürlerimizi sunarız.
|