SAYIN BAŞBAKANIMIZ RECEP TAYYİP ERDOĞAN
SAYIN ADALET BAKANIMIZ MEHMET ALİ ŞAHİN


PDF formatında görüntülemek için tıklayın


 

Yukarıda görülen Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin kararına ve gerekçe olarak kullandığı İstanbul 3. DGM'nin 12.09.2003 tarihli gerekçeli görevsizlik kararına göre davamızda TCK'nın 313. maddesine göre yargılama yapılması gerekir. Bu durumda dava, 03.06.2005 tarihinde zaman aşımına girmiştir. TCK 313. madde kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kesinleşmiş olan bu davanın düştüğü açıkça görülmektedir. Bu karar çok aleni ve çok açık olduğu için, şu anda Türkiye'de, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi hakimleri dışında, bunun aksini söyleyen tek bir hukukçu, tek bir uzman ya da profesör yoktur.

Fakat Yargıtay'ın bu kararına rağmen hukuka uygun olmayan bir biçimde yargılama devam etmektedir. O zaman 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ne şu soruları soruyoruz?

1- İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin kararını kabul etmekte midir?

2- İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin kararında gerekçe olarak kullandığı İstanbul 3. DGM'nin gerekçeli görevsizlik kararında yargılamanın TCK 313. maddeden yapılması gerektiğini söylediğinin farkında mıdır?

3- O zaman, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi, yargılamaya TCK 313. madde üzerinden devam etmesi gerektiğinin ve buna göre de zamanaşımının dolduğunun farkında mıdır?

4- Bu şartlar altında, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi, BAV Davası'nda hangi kanun maddesinde yargılama yapıyor?

Bu hususların tespiti için müfettiş görevlendirilmesini talep ediyoruz.

Sedat Altan
Bilim Araştırma Vakfı Başkanı

 


YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ HATA YAPMIŞTIR


PDF formatında görüntülemek için tıklayın


 

BİLİM ARAŞTIRMA VAKFI'NIN İSTANBUL 2. AĞIR CEZA MAHKEMESİNDE 2007/339 DOSYA NO'SU İLE GÖRÜLEN DAVASINDA CUMHURİYET SAVCISININ 1 NİSAN 2008 TARİHLİ ESAS HAKKINDAKİ BERAAT MÜTALAASI

"Sanıklar hakkında suç işlemek için örgüt kurmak, bu örgütü yönetmek ve örgüt adına faaliyette bulunmak suçlarından kamu davası açılmıştır.

27.03.2008 tarihli celsede zaman aşımı yakın tarihte olan sanıklarla ilgili dosyanın tefrikine, diğer sanıklar yönünden davaya devam edilmesine karar verilmesi şeklindeki talebimin mahkemece reddedilerek bütün sanıklar hakkında esas hakkında mütaala beyanı istenilmiştir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin bozma kararı aleyhe olup, bir kısım sanıkların (4 kişi bozmaya karşı diyecekleri sorulmadan zaman aşımı tarihi yakın olmayan sanıklar hakkında da karar verilmesi CMUK.nun 326/2.maddesine aykırılık teşkil edecektir,

Ancak iddia makamı olarak mevcut delil durumuna göre bütün sanıklarla ilgili esas hakkında mütaala beyan etmek durumundayız.

Sanıkların poliste müdafii hazır olmadan verdikleri ve mahkemede bu ifadenin işkence altında alındığından bahisle kabul etmedikleri ifadelerinden başka mahkememizce toplanan deliller arasında SANIKLAR ALEYHİNE DELİL BULUNMAMAKTADIR.

Mahkemece 29.02.2008 tarihli ara kararının 5. bendinde yasak usullerle alınan ifadeler delil olarak değerlendirilemeyeceği, CMUK'nun 148. maddede anlaşıldığından hukuka aykırı olarak alındığı iddia edilen ifade ve delilleri dosyadan çıkartılması şeklindeki talebin reddine" karar verilmiştir.

CMK.nun 148/4.maddesi gereğince poliste alınan müdafiisiz ifadelerin delil olarak değerlendirilemeyeceği, böylece mahkemece de kabul edilmiştir.

Sanıklar hakkında açılan ana davadan tefrik edilen davadan 5 sanık hakkında iddia makamı olarak 4616 sayılı kanun gereği davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesi talep edilmiş olup, mahkemece bu 5 sanığın şantaj ve çete yöneticisi üyesi olmak suçlarından bu sanıkların beraatlerine karar verilmiş ve bu karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

Bu durumda sanıklardan Adnan Oktar'ın suç işlemek için örgüt kurmak ve diğer sanıkların örgütün yöneticisi olmak ve örgüt adına faaliyette bulunmak suçlarını işledikleri sabit olmadığından CMK.nun 223/2e maddesi gereğince bütün sanıkların müsnet suçlardan AYRI AYRI BERAATLERİNE karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur."

-----

Yargıtay 8. Ceza Dairesi Bilim Araştırma Vakfı Davasında zamanaşımını bozma kararında açıkça hata yapmıştır. Yargıtay, kararını, kanunen hiçbir geçerliliği olmayan, -avukat olmaksızın işkence zoruyla alınan- emniyet ifadelerini delil göstererek almıştır. Ancak bu ifadelerin delil kabul edilemeyeceği kanunen hükme bağlanmıştır.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 148. maddesinin 4. bendine göre:

"MÜDAFİ (AVUKAT) HAZIR BULUNMAKSIZIN KOLLUKÇA ALINAN İFADE, HÂKİM VEYA MAHKEME HUZURUNDA ŞÜPHELİ VEYA SANIK TARAFINDAN DOĞRULANMADIKÇA HÜKME ESAS ALINAMAZ."


Bilim Araştırma Vakfı Davası'nın 29 Şubat 2008 tarihli duruşmasında, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi verdiği 5 no'lu ara kararında şöyle belirtmiştir:

"Yasak usullerle alınan ifadelerin delil olarak değerlendirilemeyeceği CMK.nun 148. Maddede anlaşıldığından hukuka aykırı olarak alındığı iddia edilen ifade ve delillerin..."


Cumhuriyet Savcısı'nın 1 Nisan 2008 tarihli esas hakkındaki Beraat Mütalaasında:

"Mahkemece 29.02.2008 tarihli ara kararının 5.bendinde yasak usullerle alınan ifadeler delil olarak değerlendirilemeyeceği, CMK'nun 148. maddede anlaşıldığından hukuka aykırı olarak alındığı iddia edilen ifade ve delilleri dosyadan çıkartılması şeklindeki talebin reddine" karar verilmiştir. CMK.nun 148/4. maddesi gereğince poliste alınan müdafiisiz (avukatsız) ifadelerin DELİL OLARAK DEĞERLENDİRİLEMEYECEĞİ, böylece mahkemece de kabul edilmiştir.

Bütün bunlara rağmen, Yargıtay 8. Ceza Dairesi sadece kanunen geçerliliği olmayan bu emniyet ifadelerine dayanarak bir karar almış ve önemli hukuki bir hata yapmıştır.

YARGITAY CEZA GENEL KURULU: "HUKUKA AYKIRI ELDE EDİLEN DELİL DİKKATE ALINAMAZ"

BAV davası dosyasına, davanın görülmeye başlandığı tarihten bu yana aleyhte tek bir delil girmemiştir. Aksine ortaya konulan tüm deliller, iddianamede atılan iftiraların gerçekdışı olduğunu ispatlar niteliktedir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin verdiği zamanaşımı kararını, hukuksuz bir şekilde alınan emniyet ifadelerine dayandırarak bozmuştur. CMK 148/4'e göre, avukat huzurunda alınmayan polis ifadeleri kesin olarak geçersizdir. Yargıtay, BAV davasında bu kanunun hükmünü görmezden gelerek büyük bir hukuk hatası yapmıştır. Nitekim Adalet Bakanlığı'nın sitesinde de yer alan Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun aldığı bir karara ilişkin haberin aşağıda yer alan bölümünde, 8. Yargıtay Ceza Dairesi'nin BAV davasındaki kararının ne kadar hatalı olduğu açıkça görülmektedir:

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, pozitif hukuk normları ve yargısal kararlar karşısında HUKUKA AYKIRI BİÇİMDE ELDE EDİLEN DELİLLERİN, Türk Ceza yargılaması Hukuk sisteminde DİKKATE ALINAMAYACAĞINI vurguladı. (http:/www.memurlar.net/haber/40058/)

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, bu karara itiraz ederek, YASAK SORGU YÖNTEMLERİYLE TOPLANAN KANITLARA DAYANILARAK MAHKUMİYET HÜKMÜ KURULAMAYACAĞINA, ... işaret etti. (http:/www.memurlar.net/haber/40058/)

 

YARGITAY'IN DA HATA YAPABİLECEĞİ UNUTULMAMALIDIR

Yargıtay'ın da hata yapabileceğinin önemli bir gerçek olduğunu, Yargıtay eski Başkanı Osman Arslan şöyle açıklamıştır:

Osman Arslan:
YARGITAY DA HATA YAPABİLİR. Bir yılda mesai yapılan gün 200 kabul edilirse, demek ki GÜNDE YARGITAY'DAN 2 BİN 500'DEN FAZLA KARAR ÇIKIYOR. BU ŞARTLARDA HİÇ HATA YAPILMAMASI MÜMKÜN MÜ? (http://www.yargitay.gov.tr/content/view/134/64/)

Günde 2500 karar alan Yargıtay üyeleri, vakit darlığından ve iş yoğunluğu sebebiyle önlerine gelen onlarca klasörden oluşan dava dosyalarına en fazla 5-10 dakikalık bir vakit ayırabilmektedirler. Bu durumda da onlarca klasörden oluşan delil ve belgeleri inceleme fırsatı bulamadan davayı hükme bağlamak durumunda kalmaktadırlar. Yargıtay Başkanı Erarslan Özkaya hiçbir hukuk devletinde Yargıtay'ın bu kadar ağır iş yükü altında olmadığına dikkat çekmiştir:

ERARSLAN ÖZKAYA,"AŞIRI İŞ YÜKÜNÜN DAVALARIN SAĞLIKLI İNCELENMESİNİ TEHLİKEYE DÜŞÜRDÜĞÜNÜ" AÇIKÇA DİLE GETİRMİŞTİR.
(http://www.memurlar.net/haber/6058/)

Nitekim yapılan istatistikler son derece önemli bazı gerçekleri ortaya koymaktadır:

... Yerel mahkemelerin kararlarının temyiz incelemesini yapan YARGITAY CEZA DAİRELERİ DE YANLIŞ KARARLARIN ALTINA İMZA ATIYOR. (Zaman Gazetesi, 19 Mayıs 2005)

2003

... YARGITAY CEZA GENEL KURULU, 2003'TE KENDİ DAİRELERİNDEN GELEN DAVALARIN YÜZDE 57'SİNİ BOZMUŞTUR. (Zaman Gazetesi, 19 Mayıs 2005)

2004

T.C. Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü'nün 2004 yılı verilerine göre ise, YARGITAY CEZA GENEL KURULU, YARGITAY'IN VERDİĞİ KARARLARIN % 61.7'SİNİ BOZMUŞTUR. (http://www.adli-sicil.gov.tr/istatistik_2006/yargıtay/yargt4.htm)

Böyle bir durumda Yargıtay üyelerinin kararlarının kusursuz olacağını iddia etmek mümkün değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, kendi dairelerinin aldığı kararları, hatalı olduğu için bizzat kendisi bozmuştur. Ve bu hata oranının, % 61'lere varan çok yüksek bir rakam olduğu görülmektedir. Demek ki, "Yargıtay kayıtsız şartsız doğru söyler" diye bir kural yoktur. Aksine Yargıtay, gelen davaların yarısından fazlasında yanlış karar verebilmektedir.

Yargıtay eski Başkanı Osman Arslan, "Ülkemizde de adli yargıda hatalar vardır. Nicelik ve nitelik ters orantılıdır. Nicelik artıkça nitelik artmaz, düşer." demiştir. Arslan, "Bir hakimin günde 10 dosyaya baktığı zaman başarı sağlayacağını" söylemiş, "aksinde ise performansın düşeceğini ve hatalı kararlar alınabileceğini" belirtmiştir.
(http://www.yargitay.gov.tr/content/view/139/64/)

Yargıtay Onursal Başkanı Doç. Dr. Sami Selçuk ise, "Afrika dahil, dünyanın hiçbir yerinde Türkiye'deki kadar işi olan bir Yargıtay yok" sözleriyle bu gerçeği dile getirmiştir.

Sami Selçuk'un bu konudaki çok önemli bir başka tespiti ise şöyledir:

Ama Türkiye'de ilk mahkeme yargıçlarına, Yargıtay yargıçları not veriyorlar. YARGIÇLAR, SAVCILAR, İYİ NOT ALMAK İÇİN FAKÜLTEDE OKUDUKLARINI BİR YANA İTİYOR. YARGITAY NE DEMİŞSE ONA GÖRE KARAR VERİYOR. KİŞİLİĞİNİ, BEYİNSEL BAĞIMSIZLIĞINI YİTİRİYORLAR. Gelişme de duruyor. Bu çok üzücü. BAŞKA TÜRLÜ YÜKSELEMİYOR ÇÜNKÜ. Not sisteminin hemen bırakılması gerek.
(http://yenisafak.com.tr/roportaj/roportaj29.html)

Yerel mahkemelerin Yargıtay'dan bozularak dönen davalarda tüm bu gerçekleri göz önünde bulundurarak hareket etmeleri gerekmektedir. "Yargıtay bir kararı bozduysa kesin doğrudur" diye düşünmeleri son derece hatalı olacaktır. Adeta hipnotize olmuşcasına, deliller ve araştırmalar ışığında daha önce edindikleri tüm kanaatleri bir kenara bırakarak Yargıtay'ın 5-10 dakikada verdiğini bildikleri bir kararı hiç sorgulamadan kabullenmek, hukuka ve adalet anlayışına da uygun değildir. Nitekim böyle bir yaklaşımın ne kadar yanlış olacağını, Yargıtay Başkanları bizzat kendileri hatırlatarak, yargı görevlilerinin dikkatini bu konuya çekmektedirler. Ve bu hatalı kararlara karşı uyanık olmaları konusunda onları uyarmaktadırlar.

Bu hususun mutlaka göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

SONUÇ: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, sadece avukat nezdinde alınmayan ve işkence altında zorla imzalatılmış olan geçersiz polis ifadelerini gerekçe göstererek yerel mahkemenin zamanaşımı kararını bozmuş bulunmaktadır. Bu durumda CMK 148/4'e göre avukat huzurunda alınmayan polis ifadelerinin geçersizliği Yargıtay 8. Ceza Dairesi tarafından fark edilmemiştir. Burada hukuki bir hata yapılmıştır. Yargıtay'ın yoğun iş temposu nedeniyle hata yapabileceğinin, nitekim her yıl aldıkları kararların yarısından fazlasının hatalı olduğunun dikkate alınması gerekmektedir. Bu hususlar ışığında, BAV davası ile ilgili olarak Yargıtay 8. Ceza Dairesi tarafından açıkça hatalı bir karar verildiği kabul edilmelidir.

Sedat Altan
Bilim Araştırma Vakfı Başkanı

 


İSTANBUL 2. AĞIR CEZA MAHKEMESİ'NİN 2007/339 DOSYA NO'LU BAV DAVASININ 1 NİSAN 2008 TARİHLİ DURUŞMASINDA CUMHURİYET SAVCISI TÜM SANIKLAR İÇİN BERAAT MÜTALAASI VERMİŞTİR.

KOVUŞTURMANIN GENİŞLETİLMESİ TALEBİ OLMADIĞINI BİLDİREN C.SAVCISI ESAS HAKKINDA MÜTAALASINDA:

Sanıkların poliste müdafii hazır olmadan verdikleri ve mahkemede bu ifadenin işkence altında alındığından bahisle kabul etmedikleri ifadelerinden başka mahkememizce toplanan deliller arasında sanıklar aleyhine delil bulunmamaktadır.
...
CMK.nun 148/4 maddesi gereğince poliste alınan müdafisiz ifadelerin delil olarak değerlendirilemeyeceği, böylece mahkemece de kabul edilmiştir.

Sanıklar hakkında açılan ana davadan tefrik edilen davadan 5 sanık hakkında iddia makamı olarak 4616 sayılı kanun gereği “davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesi” talep edilmiş olup, mahkemece bu 5 sanığın şantaj ve çete yöneticisi üyesi olmaktan suçlarından bu sanıkların beraatlerine karar verilmiş ve bu karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

Bu durumda sanıklardan Adnan Oktar’ın suç işlemek için örgüt kurmak ve diğer sanıkların örgütün yöneticisi olmak ve örgüt adına faaliyette bulunmak suçlarını işledikleri sabit olmadığından CMK.nun 223/2-e maddesi gereğince BÜTÜN SANIKLARIN MÜSNET SUÇLARDAN AYRI AYRI BERAATLERİNE KARAR VERİLMESİ KAMU ADINA TALEP VE MÜTALAA OLUNUR.



KAMUOYUNA ÖNEMLİ AÇIKLAMA

EBRU ŞİMŞEK'İN İDDİALARININ GERÇEK DIŞI OLDUĞU İSTANBUL 2. AĞIR CEZA MAHKEMESİ'NİN KARARI İLE KESİNLEŞMİŞTİR

DEVAMI>>>


BAV MENSUPLARININ AİLELERİ İDDİALARI YALANLIYOR

- 1. bölüm
- 2. bölüm (İstanbul Adliye Sarayı, 21 Ocak 2008)
- 3. bölüm


BİLİM ARAŞTIRMA VAKFI DAVASI'NDA
HUKUKİ SAVUNMA DELİLLERİ

- ÖNSÖZ

- BÖLÜM 1: BİLİM ARAŞTIRMA VAKFI VE VAKFIN FAHRİ BAŞKANI SN. ADNAN OKTAR'IN GÖRÜŞLERİ VE ESERLERİ HAKKINDA

- BÖLÜM 2: BAV DAVASI'NDAKİ İDDİALARIN GEÇERSİZLİĞİNİ ORTAYA KOYAN BELGELER

- BÖLÜM 3: BİLİM ARAŞTIRMA VAKFI ALEYHİNDE AÇILAN KAPATMA DAVASI HAKKINDAKİ BİLGİ VE BELGELER

- SONSÖZ


KADİR ÇELİK'İN 01.01.2008 TARİHLİ "OBJEKTİF" PROGRAMINDA ÇEŞİTLİ İDDİALARDA BULUNAN CEVAT BABUNA'YA CEVAP

Fox TV isimli özel kanalda yayınlanmakta olan “Objektif” isimli programın 1.1.2008 tarihli bölümünde Sayın Adnan Oktar hakkında tümüyle gerçekdışı iddialara yer verilmiştir. Programın canlı yayın konuğu olan Cevat Babuna, gerçekdışı olduğu yargı kararlarıyla sabit olmuş gerçekdışı isnatlarını tekrarlamak suretiyle yargı kararlarını bir kere daha hiçe saymıştır. ..

DEVAMI>>>


YARGI MERCİLERİ SAYIN ADNAN OKTAR’I DA KAPSAYAN TÜM SANIKLAR HAKKINDA FATİH ALTAYLI’NIN ÖNE SÜRDÜĞÜ İDDİALARIN HİÇBİR HUKUKİ DAYANAĞI OLMADIĞI KARARINI VERMİŞLERDİR.

DEVAMI >>>

BAV MENSUPLARI, -SAYIN ADNAN OKTAR DA DAHİL OLMAK ÜZERE- İSTANBUL 2. AĞIR CEZA MAHKEMESİ'NİN KARARIYLA ÇETE İFTİRASINDAN DA AKLANMIŞLARDIR.

DEVAMI >>>

22 Ocak 2007 tarihli 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen BAV davasının 2006/6 nolu dosyasının, 2007/7 nolu gerekçeli kararında, Sayın Adnan Oktar’ı da kapsayan TÜM SANIKLAR HAKKINDA şantaj ve cürum işlemek için teşekkül oluşturmak suçlarından BERAAT KARARI verilmiştir.

DEVAMI >>>



 

BELGELERLE
BİLİM ARAŞTIRMA VAKFI DAVASI

Bilim Araştırma Vakfı (BAV), Türk Devleti ve toplumunu ayakta tutan milli ve manevi değerlerimizi korumak ve gündemde tutmak, ülkemizin güncel sorunlarına stratejik çözümler üretmek amacıyla, 1990 yılında kurulmuş bir hizmet kuruluşudur. BAV camiası adli sicili tertemiz, kanunlara saygılı, her biri üniversite eğitimi almış, kültürlü, ülkesini seven kişilerden oluşmaktadır. Vakfımızın amacı da Atatürkçü, demokrat, çağdaş, milliyetçi, ilerici ve mukaddesatçı kimliğiyle, Türkiyemiz'in geleceğine ışık tutacak aydın nesiller yetiştirmektir. BAV camiası, bu amaç doğrultusunda birçok panel, konferans, sempozyum ve bilimsel toplantı düzenlemiştir ve düzenlemektedir.

Vakfımızın Fahri Başkanı Sayın Adnan Oktar’ın, “Harun Yahya” müstear ismiyle kaleme aldığı 250'den fazla eseri bulunmaktadır. Bu değerli eserler, 80 ülkede, 57 dilde yayınlanmaktadır. Bu eserlerden istifade edilerek hazırlanan belgesel filmler, ses kasetleri, internet siteleri ise dünya çapında milyonlarca kişi tarafından yakından takip edilmektedir.

BAV mensupları ve Sayın Adnan Oktar’ın fikri çalışmalarından ideolojik olarak rahatsız olan bazı çevreler bu çalışmaları durdurmak ve etkisiz hale getirebilmek için her yola başvurmaktadırlar. Bu nedenle şimdiye kadar Sayın Adnan Oktar’a sayısız komplo düzenlenmiş, iftira atılmış, Adnan Oktar’ı ve BAV mensuplarını mağdur edebilmek için bazı kamu görevlileri ve yargı mensupları yanıltılmaya ve baskı altına alınmaya çalışılmıştır.

Bu çabaların bir sonucu olarak 12 Kasım 1999 günü gece saat 03.00 civarında 45 ev ve işyerine aynı anda 2000 polis tarafından bir baskın düzenlenmiştir. Bu baskında yapılan aramalar sırasında evlere kapılar kırılarak girilmiş, içeride bulunan ve hiç bir direnç göstermeyen kişilere gereksiz şiddet uygulanmış, arama işlemlerinde ve zapt etme tutunaklarında önemli usulsüzlükler yapılmıştır. Gözaltına alınan kişiler ise 7 gün boyunca işkence görmüş, ölümle tehdit edilmiş, şiddete maruz kalmış ve gördükleri kötü muamele nedeniyle rahatsızlanan 8 kişiye hastane raporu verilmiştir. Gözaltında işkence gören bu kişiler hayatlarını kurtarabilmek ve sakat kalmamak için önceden hazırlanmış düzmece metinlerin altına imza atmak zorunda kalmışlardır.

Emniyette sadece gözaltına alınan kişilere değil onların ailelerine ve arkadaşlarına da baskı yapılmıştır. Gözaltındaki yakınlarından haber almak için emniyete gelen aileler eğer Adnan Oktar ve BAV mensuplarından şikayetçi olmazlarsa çocuklarının hapse atılması tehdidiyle karşılaşmış ve müşteki olmak zorunda bırakılmışlardır. 2000 yılında başlayan BAV davasının iddianamesinde adı müşteki olarak geçen bu kişiler daha sonra emniyette gördükleri baskı nedeniyle zorla müşteki olduklarını, gerçekte Sayın Adnan Oktar’dan veya BAV üyelerinden hiçbir şikayetleri olmadığını bildiren dilekçelerini Savcılık veya mahkemeye sunmuşlardır.

2000 yılında “4422 sayılı çıkar amaçlı suç örgütü kurma” hakkındaki kanuna muhalefet iddiasıyla 1 Nolu DGM de başlayan BAV davasının iddianamesi tamamen işkence altında imzalanmış bu düzmece emniyet metinlerden alıntılar yapılarak oluşturulmuştur. BAV Davası 7 farklı mahkeme heyeti tarafından incelenmiş ve iddianamedeki iddiaları doğrulayan tek bir delil ve belge bulunmamıştır. Aksine 70 klasörlük dava dosyasında BAV mensuplarının masumiyetini ve suçsuzluğunu ispatlayan yüzlerce belge, bilirkişi raporu, yargı kararı, tanık ifadesi, ilmi mütalaa mevcuttur. Ayrıca davamızı inceleyen bu 7 farklı mahkemenin ortak görüşü davada 4422 sayılı kanun kapsamında değerlendirilebilecek herhangi bir unsur bulunmadığı yönündedir.

2000 yılında başlayan davamız 24.11.2005 tarihinde zaman aşımı nedeniyle düşmüş ancak zaman aşımı dolmayan 6 sanık açısından aynı suçlamalar ve aynı sevk maddeleriyle paralel bir dava devam etmiştir. Mahkeme heyeti dava dosyasındaki tüm belgeleri inceleyerek BAV davasında yargılananların tümünü aklayacak bir karar almış ve 6 sanıklı davayı 22.01.2007 tarihinde beraatle neticelendirmiştir. 2. Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği bu karar da BAV mensuplarının masumiyetlerinin açık delillerindendir. Dava dosyasında somut bir iddia ortaya koymuş hiç bir müşteki, yargılananlar aleyhine hiç bir suç delili, hiç bir aleyhte tanık ifadesi yoktur. Dava dosyası suç delili bakımından bomboştur.

Buna rağmen Sayın Adnan Oktar’ın ve BAV camiasının fikri yapısına ideolojik nedenlerle karşı olan illegal yapılanmalar bazı basın organlarında bulunan uzantılarını da kullanarak yarattıkları suni infialle, yargı üzerinde baskı kurmaya ve BAV Davası’nın BAV camiası mensuplarını mağdur edecek bir sonuçla bitmesini sağlamaya çalışmaktadırlar. Bu baskının sonucu olarak, BAV Davası’nın Yargıtay 8. Ceza Dairesi tarafından yürütülen temyiz incelemesi sırasında hukuka aykırı bir takım gelişmeler yaşanmıştır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin,yargıçları, BAV Davası’nda verilen zamanaşımı kararını tartışmalı ve hukuka aykırı bir kararla bozmuşlar ve bu süreçteki hukuka aykırı karar ve davranışlarıyla BAV Davası yargılananlarının kişilik haklarını ağır bir surette ihlal etmişlerdir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin bu karara iştirak eden üyeleri, bu bozma kararını, 7 ayrı mahkemenin davada 4422 sayılı kanunun unsurlarının bulunmadığı yönündeki ortak görüşünü, dosyadaki yüzlerce lehte delili ve 2. Ağır Ceza Mahkemesinin beraat kararını gözardı ederek, yalnızca 2000 yılından kalan düzmece emniyet ifadelerinden oluşturmuşlardır. Üstelik bu kararının sebebini hiç bir hukuki gerekçeyle açıklayamamışlardır.. Bu gelişme, davayı izleyen dünyanın bir çok ünlü hukukçusu tarafından şaşkınlıkla karşılanmıştır.
Ayrıca Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin yargıçları, hazırladıkları bu ilamda davanın 7 yıllık süreci içerisinde hiç bir mahkemenin kullanmadığı ifadeler kullanarak “iddiaların kanıtlandığı” şeklinde delilsiz, dayanaksız, dosyanın fiili delil durumuyla taban tabana çelişen açıklamalar yapmışlardır. Dosyanın delil durumuna bakıldığında tartışmasız bir biçimde “aksi ispatlanmış” olan iddialar, 8. Ceza Dairesi’nin yargıçlarının hazırladığı Yargıtay ilamında (sadece polis fezlekesine dayanılarak) “ispatlanmış” olarak yansıtılmıştır. Bu vahim hukuksal hata, BAV camiası mensuplarının adil yargılanma haklarını ağır bir biçimde ihlal etmiştir.

Ayrıca, Yargıtay 8. Ceza Dairesi yargıçları, bu Yargıtay ilamını resmi olarak oluşmadan ve imzalanmadan 3 gün önce basına sızdırmışlar ve bazı medya kuruluşlarının BAV camiası mensuplarını hedef alan hukuksuz bir karalama kampanyası gerçekleştirmesine zemin hazırlamışlardır. İftira mahiyetindeki iddialarla dolu bu yayınlar dolayısıyla kişilik hakları saldırıya uğrayan BAV camiası mensupları, zaman aşımını bozma kararını gazete manşetlerinden öğrenmek zorunda kalmışlardır.

Yapılan tüm bu hukuksuzlar Sayın Adnan Oktar ve BAV mensuplarının büyük bir hızla tüm dünyaya yayılan fikri çalışmalarının durdurulma gayretlerinin ürünüdür. Tertemiz ahlaklı, bu güne kadar hiçbir suç işlememiş, eğitimli, çağdaş, kültürlü gençleri zorla suç örgütü gibi göstermeye çalışmak ve bu konuda yargıya baskı yapmak eninde sonunda bozulmaya mahkum çirkin bir oyundur. Barış, sevgi, saygı, merhamet, adalet gibi değerlerin benimsenmesi için yüzlerce eser hazırlayan, binlerce konferans düzenleyen araştırmacılardan, yazarlardan, bilim adamlarından, meslek sahibi saygın insanlardan meydana gelen bir topluluktan hayali bir çete oluşturmaya çalışanlar beyhude bir gayret içindedir.

Şu açık bir gerçektir ki; çete mensuplarının birliğinden felaket doğar, BAV mensuplarının birliğinden ise manevi değerleri güçlü, vatansever, barışa, sevgiye, saygıya, adalete önem veren pırıl pırıl bir gençlik doğmaktadır. Bu amaca ulaşmak için gece gündüz çalışan BAV mensupları yapılan hukuksuzlar ve atılan iftiralara karşı hukukun üstünlüğüne ve Yüce Türk Adaletinin hakkaniyetine güvenmektedir.

Tüm Türk kamuoyunun ve Sayın Adnan Oktar’ın eserlerini takip eden milyonlarca insanın da çok iyi bildiği gibi ortada bir çete ya da işlenmiş herhangi bir suç bulunmamaktadır. Bu sitede de dava dosyasına giren ve şimdiye kadar BAV camiası aleyhine ortaya atılan gerçek dışı iddiaları çürüten tüm belgeleri ve yargı kararlarını bilgilerinize sunuyoruz.